Washington'da yüksek gökdelenlerden birinde, hangi ülkenin nasıl parçalanması gerektiği konusunda toplantılar yapılan bir merkez var. American Enterprise Institute adlı düşünce kuruluşunun yeri. İsrail'in finanse ettiği, Tel-Aviv çıkarlarını korumak için çırpınan bu kurumda çalışıyor bizim bahsettiğimiz kudurmuş herif. Yıllardır Erdoğan darbeyle gidecek diye avuç ovuşturuyordu. Ona göre sağlam kaynakları vardı. O kaynaklar aslında o gökdelende bir alt katta bizim bu heriften emir alan FETÖ karargahı Rumi Forumu adlı kurumdu. 15 Temmuz'da inanın yeryüzünde en büyük sinir krizlerini geçirip başını duvarlara vuran bu kudurmuş heriftir. Üst kattan yönettiği darbe girişimi başarısız olunca o gökdelenden kendini aşağıya atmayı bile düşünmüştür bu manyak. Onun adı Michael Rubin.
İsrail'in maşası, Siyonizmin kuklası ve tetikçisi. Onu aldılar beş gün önce ABD Temsilciler Meclisi'ndeki Tom Lantos İnsan Hakları Komisyonu'nda konuşturdular. ABD'ye Türkiye'nin içişlerine müdahale çağrısı yaparak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ve Türk kurumlarını küstah sözlerle hedef aldı. Herif öyle ileri gitti ki, Washington'a "Türkiye'deki siyaset dizayn edilmeli.
CHP'ye bile müdahale edilmeli. Kemal Kılıçdaroğlu görevden uzaklaştırılmalı, ABD ona yaptırım uygulamalı. Beyaz Saray Özgür Özel'i CHP lideri olarak tanımalı" diye çağrı yaptı. Michael gerçekten kafayı sıyırmış ve çıldırma noktasına gelmişti. "Ekrem İmamoğlu vicdan mahkumu ilan edilmeli. Türkiye'ye siyasi şantaj yapılmalı. Erdoğan'ı yıkmak için siyasi strateji geliştirilmeli. Türkiye'de rejim değişikliği yapılmalı" diye bağırıyordu okyanus ötesinden. Kesin yakında deli gömleği giyecekti bu şizofren FETÖCÜ- Siyonist Michael.
Türkiye'deki Yahudilerin güvende olmadığını ve derhal ayrılmaları gerektiğini bile söyledi. Şizofren Michael'a en güzel cevabı Türk Yahudi Cemaati Başkanı İsak İbrahimzadeh X hesabından verdi. "Seni İstanbul'da bir Şabat yemeğine davet etmekten mutluluk duyacağım.
Bunun, 500 yılı aşkın süredir yaşadığımız ve kendimizi ait hissettiğimiz bu şehirde, senin sandığın gibi rehineler olmadığımızı kendi gözlerinle görmen için bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Hatta buradan güzel anılarla ve güven duygusu içinde evine döneceğine eminim. Bu arada kısa bir hatırlatma, senin önlerinde ifade verdiğin (ABD'li) senatörleri de seninle birlikte ağırlamaktan mutluluk duyarız." dedi. Türk Yahudi toplumunun yayın organı olan Şalom Gazetesi köşe yazarı İris Cibre ise Michael'a fena daldı.
"Hadsiz. Kendi adıma ve birçok dostum adına yazıyorum. Antisemitizmin tarihi yüksek seviyeye çıktığı bu dönemde, hayati olarak en güvenli hissettiğimiz ülkedeyiz. 500 yıldır buradayız. Batıda, sokakta, sinagogda hatta çocuklar okulda, şiddete uğruyorlar.
Yahudi olduğumuzu Türkiye'de saklama ihtiyacı duymuyoruz ama Avrupa'da duyuyoruz. Michael, bizim adımıza konuşmak ve yaşamadığımız bir sorun konusunda korku pompalamak yerine gitsin Avrupa, ABD ve Kanada'da Yahudilerin yaşadıklarını yazsın, cesareti varsa" diye.
Gelelim ana meseleye... Michael neden böyle kafayı yedi? Cevabı, göbekten bağlı olduğu İsrail'den geliyor. Sürekli gazeteler "Türkiye'nin Ortadoğu'dan Balkanlara, Afrika'dan Kafkaslara kadar her yerde nüfuzu artıyor.
Osmanlı geri dönüyor" diye yazıyor. Son olarak Tımes of Israel yazarı Shay Gal, "Türkiye Avrupa Birliği'ne resmi olarak üye olmasa da kurduğu bağlarla kıtayı içeriden fethediyor" diye yazdı. İsrail'in Haaretz gazetesinde de "Türkler Ortadoğu'da küresel bir diplomasi MERKEZİ haline geldi.
Tel-Aviv Ankara'yı örnek almalı. Maalesef dünyada yalnızlaşıyoruz" diye çığlık atan makale yazıldı. Şizofren Michael, patronlarının bu düşüncelerini biliyor, maaş aldığı Siyonist merkezler önünde yıllardır söylediklerinin tam tersi GÜÇLÜ bir TÜRKİYE ile karşılaştıkça, darbe çağrılarının ve organizasyonlarının çöp olduğunu gördükçe kafasındaki teller kopuyor sürekli. Kendisi de çöp oluyor. O yüzden keçileri kaçırıyor, kudurmuş gibi saldırıyor zavallı ahmak...