Ülkeyi yıllardır yöneten ve sömüren Yahudi oligarklardı onlar. "Artık eski sistem yok" dedi Putin. "Ülkeyi sizin yönetme döneminiz bitti.
Burnunuzu her işe sokmayacaksınız.
Adam olacaksınız.
Aksi halde bu ülke topraklarında yaşayamazsınız" diye uyardı.
O tarihi toplantıdan çıkar çıkmaz sermaye Putin'e saldırmaya başladı.
Halkı isyana teşvik için para akıttılar. Hepsini ya kovdu ya da hapse attı Putin. Kaçanlar soluğu nedense genelde Londra'da aldı. İçlerinde ölenler veya öldürülenler oldu sınır dışında.
Bundan yaklaşık 100 yıl önce Rusya'da bir papaz çıktı.
Aynı zamanda da profesördü.
Adı Sergyei Nilus'tu.
Bir kitap yazdı Nilus.
Ortalık karıştı, dünya ayağa kalktı.
Kayıhan Yayınları'nca Türkçe'ye de çevrilen o kitap Siyon Liderlerinin Protokolleri adını taşıyordu.
Dünyayı şirketlerle ahtapot gibi ele geçirip yönetmek isteyen Siyonist liderlerin yaptığı toplantılar ve protokolleri ele geçirmişti Sergyei Nilus.
1917'de Yahudi Kerensky'nin liderliğinde Rusya'da ihtilal yaşandı.
Kerensky'nin ilk işi bu kitabı toplatmak oldu.
Yazarı Nilus'u da Sibirya'ya sürgüne gönderdi. İşkencelerle öldürttü.
İhtilalden sonra Rusya ve tüm komünist ülkelerde bu kitabı okumak yasaktı.
Evinde bulunduranlar hapislerde çürüyordu.
Kitap yasağa rağmen bir anda tüm dünyaya yayıldı, milyonlarca sattı. Kitabı durdurmak için Siyonistler harekete geçti.
İsviçre mahkemelerinde bile davalar açtılar.
İşte dünyayı ayağa kaldıran bu kitaptaki 3.protokolde "Sembolik Yılan"dan bahsediliyor.
Bu yılan savaşmak için Kudüs'ten yola çıkıyor. Birçok yeri işgal ettikten sonra Kudüs'e dönüyor.
Son uğradığı ve işgal ettiği şehir ise İSTANBUL...
Yılan harekete geçmeden önce işgal haritası çıkarılıyor. Altına da şöyle bir not düşülüyor; "Bu harita Türkiye'deki Yahudi işgalin (Jöntürk hareketinin) oluşmasından seneler önce çizilmiştir."
Kitapta anlatılan Siyonist protokollerde çok ilginç ayrıntılar var.
Mesela "Sosyalizm, anarşizm ve komünizm açıkça desteklenebilir" çağrısı yapılıyor Bir başka satırda da "İnsanları yönetmekte en iyi sonuçlar, akademik müzakerelerle değil, şiddet ve yıldırma ile elde edilir" deniyor. Müthiş yöntemlere yer veriliyor o protokollerde.
İşte onlardan biri; "Siyasal özgürlük bir düşüncedir; fakat bir gerçek değildir.
İKTİDAR mevkiinde bulunan bir partiye baskı yapmak gayesiyle halk kitlelerini diğer bir partiye çekmek lüzumu ortaya çıktığında. Bu fikrin bir YEM olarak nasıl kullanılacağı bilinmelidir."
Ve açılımı şöyle yapılıyor bu YEM olayının; "Liberalizm de denilen hürriyet fikrine eğer düşmanın kendisi de kapılmış ve bu fikrin uğurunda iktidarının bir kısmını teslim etmeğe arzulu ise iş daha da kolaylaşır.
Burada bizim öngörümüz kesin zafere ulaşılır.
Gevşetilen hükümet dizginleri, derhal yeni bir el tarafından ele geçirilir."
Ve protokollerden sarsıcı bir ayrıntı daha; "Bir devlet kendi sarsıntıları içinde kendini tüketir.
İç anlaşmazlıkları onu dış düşmanlarına karşı zayıf duruma düşürürse, telafi edilemez bir zaafa düşmüş olur.
Artık o BİZİM HAKİMİYETİMİZE girmiş demektir.
Tamamıyla BİZİM ELİMİZDE OLAN SERMAYENİN baskısı, ona bir saman çöpü uzatır.
Devlet ister istemez ona sarılır.
Eğer sarılmazsa batar gider."
Haydi Taksim'e çıkalım, özgürlük diyerek devleti sarsalım!!!
Acaba Kudüs'e dönen Yılan ne yapıyor?
Pungi nerede çalıyor?
NOT; Pungi, yılan oynatıcılarının çaldığı enstrümana denir.