O gece boyalı kulübenin önünden geçerken gördü onu...
Çok bakımlı, şişman, keyfi yerinde…
Kulübesinin içinde öyle oturuyordu….
Aynı soydan gelen köpek.
Selam verdi:
-Merhaba…
Merhaba...
Adın ne?...
-Paşa...
Merak etti:
-Şu önündeki şey ne Paşa?
-Yemek tabağım...
-İçinde ne var?
-Kemiğim..
-Ya şu yumuşak koltuk gibi olan?
-Minderim...
Üzerinde oturayım diye...
-Kim veriyor bunları?
-Sahibim...
-Peki şu omuzunda parlayan ne?
-Tasmam.
-Ne işe yarar?
-Sahibim nereye çekerse…"
Bu satırların sahibi Bekir Coşkun büyüğümüz.
Tabak içinde kemik…
Yumuşak koltuk gibi minder.
Omuzda parlayan tasma…
Ve adı "Paşa" olan bir köpek…
Genelkurmay bir açıklama yaptı;
"Bazı yazar, konuşmacı ve…
Meslek kuruluşu temsilcilerinin;
Basın ve ifade özgürlüğünü istismar ederek…
Başta Atatürk olmak üzere…
Tarihe mâl olmuş asker kişilerin de …
Şerefle taşıdıkları askeri unvanlarını bile…
Seviyesizce alay konusu yapmaları talihsizliktir"
Atatürk de bir paşaydı…
Ve Bekir Coşkun'un yazdığı köpeğin ismi de.
Bekir Coşkun'un umurunda değildi Genelkurmay açıklaması.
"Ben üzerime alınmadım açıklamayı.
Niye alınayım. 'Paşa', bir köpek hikayesi.
O yüzden, sadece 'estağfurullah' diyorum.
Belki 10 bin tane köpeğe bu isim verilmiştir.
Muhabbet kuşlarına, papağanlara.
Zeki Müren için de kullanılır.
Asker alınacaksa, alınacağı bir yer varsa bu hikaye değildir."
Başbakan Tayyip Erdoğan ise…
Tüm paşaları…
"Kaleminden pislik damlayan yazar" dediği…
Bekir Coşkun'a dava açmaya çağırdı.
Bekir Coşkun "Pislik damlayan kalem" lafına bozuldu.
Bunu hakaret kabul etti.
Dava açacak.
Şimdi mahkemeler…
Suç duyuruları havada uçuşuyor.
Böyle bir tartışmaya dahil olmak istemem.
Ne me lazım?
Zaten benim Bekir Coşkun büyüğümüze de…
Yazdıklarına da bir şey demek haddime değil.
Estağfirullah yani…
Ayrıca bu olayı büyütmemek lazım.
Adaşım alt tarafı bir fıkra yazmış.
Hemen bu mevzudan kaçıp…
Ben de en iyisi size günü kurtarmak için…
Bir "Kalem" fıkrası anlatayım.
Adamın birini kuduz köpek ısırmış ama…
Adam çok ihmalci olduğu için…
Bu gün iğne olurum, yarın iğne olurum derken…
İş işten geçmiş.
Doktora başvurup da kuduz olduğunu anlayınca…
Hemen bir kağıt kalem isteyip uzun uzun bir şeyler karalamaya başlamış.
Doktor uzun süre beklemiş…
Bir ara dayanamayıp hayretle sormuş:
"- Vasiyetnameniz bu kadar uzun mu?
Maşallah elinizdeki kalem bitti…"
Kalemi tutan adam cevap vermiş; "
- Vasiyetname hazırladığımı söyleyen kim doktor?
Ben ısıracağım kimselerin listesini yapıyorum."