Daha düne kadar överek göklere çıkardıkları, "ÇARE SARIGÜL" diyerek ortaya konan projeye sayfalar ayırdıkları da gerçek.
Anlı şanlı yazarlarını gönderdiler, gardrobundan, nasıl halk çocuğu olduğuna kadar Sarıgül'e yapılacak yandaşlıkta dünya şampiyonu oldular ama birden dönüverdiler.
Şimdi yerden yere vuruyorlar.
Kısa süre önce Konaklarda ve yalılarda hazırlanan Sarıgül projesini şimdi neden yerin dibine batırıyorlar? Sorunun cevabı bugün Takvim'in birinci sayfasında var. Ben ona girmeyeceğim. Beni dehşete düşüren konu bir CHP'li Şişli'den başkan seçiliyor. Yeni başkan "Amerika'da okuyan çocuklarımın peşine 750 bin liraya kiraladıkları mafya taktılar" diyerek eski başkanı suçluyor. Ölüm korkusu yaşadığını belirtiyor. Ve dahası çocuklarının mafyaya havale edildiği tehdidi ile önüne bir mektup uzatıldığını söylüyor. Eski başkan, yeni başkana istifa mektubu uzatmış, imzala demiş. "Bari çocuklarımın nikahından sonraki güne vereyim istifa tarihimi" diye rica ediyor Hayri Bey. Mustafa Sarıgül'ün kabul ettiğini söylüyor. "İstifa mektubumu nikah sonrası tarihe imzaladım" diyor Hayri İnönü. Sonra bir CHP milletvekili devreye giriyor. Hayri İnönü'yü İstinye Park'a çağırıyor. Mustafa Sarıgül de geliyor masaya. Belediye'de 15 gün hiçbir değişiklik yapmaması isteniyor Hayri İnönü'den. Kabul edince CHP milletvekili, cebinden daha önce imzalatılan istifa mektubunu çıkarıp yırtıyor. "Aferin, ödülü hak ettin" der gibi. O istifa mektubunu "Bu ülkenin kurtarıcısı" diye yerli Baronlar tarafından pazarlanan Mustafa Sarıgül neden imzalatır? Ve dahası bir CHP'li milletvekilinin cebinde ne işi vardır o istifanın?
Kimin eli kimin cebinde? Kim doğru söylüyor, kim yalan? Orada neler oluyor? Genel Merkez horluyor mu? Kemal Kılıçdaroğlu görmüyor mu? Hayri İnönü'nün eşi bile konuştu, tehditşantaj iddialarını yüksek sesle dinlendirdi. Koca Halk'ın Partisi Genel Başkanı neden alçak irtifada uçup sesini çıkarmıyor, tek kelime etmiyor? Böyle bir günde çıkıyor "Erdoğan Osmanlı'yı bilmez" diyor? Kendisi partisindeki 1.İnönü Savaşı'nı bilmiyor!!!
Sayın Kılıçdaroğlu madem partisinde mafya tehditleri, ölüm korkuları, meydan muharebeleri ayyuka çıkmışken "Erdoğan Osmanlı'yı bilmiyor" konusuna daldı, bir hatırlatma yapalım. Bu ülkenin tek karış toprağını vermediği için dışarıdan KIZIL SULTAN ilan edilen, içerideki işbirlikçileri ile yerden yere vurularak tahttan indirilen Sultan Abdülhamid Han der ki; "Ceviz'in kabuğunu kırıp özüne inmeyen, cevizin hepsini kabuk zanneder." Kemal Bey Osmanlı'yı ne kadar biliyor? Cevizin kabuğunu neden kırmıyor?
Niçin cevizin hepsini kabuk zannediyor? Cevize böyle bakarsa, içi çürümez mi? Halkın seçtiği bir başkana istifa mektupları hazırlattılar mı diye hiç mi merak etmez? Niçin sorgulamaz, araştırmaz, ortalığı ayağa kaldırmaz? Halkın oyuyla başkan olan bir partilinin çocukları ve nikahlarına kadar yapılan saygısızlık iddialarına neden seyirci takılır? Çağırırsın o milletvekilini "Şişli halkının seçtiği başkanın zorla imzalatıldığı söylenen istifa mektubunun senin cebinde ne işi" var diye sorarsın.
İşin özüne kadar inersin!!! İnmezsen cevizin tamamını kabuk zannetmez misin?
Profesör Doktor Sefa Saygılı diyor ki; "Hiç cevizi ibret nazarıyla incelediniz mi? Atalarımız, ceviz içinin koruyucu sert bir kabukla sarmalanmış olduğunu gözlemlemişlerdi; tıpkı insan beyninin koruyucu sert bir kafatası ile örtülmesi gibi. Ayrıca, bir cevizin kabuğunu kırdığımızda kabuğun içindeki ceviz içinin, iki eşit parça halinde olduğunu görürüz; tıpkı insan beyninin iki yarımküreden oluşması gibi. Cevizi, kabuğundan ayırarak incelediğimizde beyinle olan benzerliği artar" Evet cevizi kabuğu ayırarak özüne bakmanın ne kadar önemli olduğu ortada değil mi? Ayrıca sadece kabuğa bakarsan yazık olmaz mı koskoca CHP'ye?
Çünkü; cevizin iç kabuğunda JUGLON adı verilen zehirli bir bileşik bulunması sayesinde, parazitlerin cevizin içine ulaşabilmesi mümkün olmuyor. CHP'de JUGLONLANMA (Yani zehirlenme) var, Kemal Bey tatilde iyi mi?