CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR
BEKİR HAZAR

Fransa kışı

Eklenme Tarihi 21 Ekim 2026

GEZİ olaylarında Fransa televizyonları Taksim'den her gün ağızlarının salyaları akarak canlı yayın yapıyordu. France 24, BFM TV gibi Fransız haber kanalları 18 gün boyunca kesintisiz yayındaydı. Le Monde, Le Figaro, Libération gibi köklü gazeteler olayları "Türk Baharı" gibi benzetmelerle duyurup Erdoğan'ın gideceğini zevkle ilan ediyordu. "Erdoğan'ın yenilmezlik algısı bitti" diye bağırıyorlardı. Bugün geldiğimiz noktada Fransa cayır cayır yanıyor.

Başkent Paris ve çevresi alevlere teslim. Büyük kentler Marsilya, Lyon, Lille, Strazburg, Rennes, Grenoble, Bordeaux, Montpellier, Limoges, Nices, Perpignan, Bayonne, Avignon, Pau, Saint-Étienne, Valence ve Tours yangın yeri. Fransa genelinde 200'den fazla lise ve üniversite kampüsünde ve pek çok kent merkezinde barikatlar kuruldu, yürüyüşler ve çatışmalar gerçekleşti. Binden fazla güvenlik görevlisi ve 500'ün üzerinde gösterici yaralandı. Bir gösterici öldü, kolu kapanlar var. Bazı şehirlerde sokağa çıkma yasağı başlatıldı. Kundaklama, yağma ve kamu mallarına zarar milyarlarca dolar kayba yol açtı.

Binlerce kişi gözaltında. 8 Mayıs 2018'de Fransa lideri Macron hakkında Beyaz Saray'ın resmi yayın organında ilginç bir yorum vardı; "Macron hakkında bilinen tek şey Rotschild hanedanının bankacılarından parlak bir çocuk olduğudur" deniyordu. Beyaz Saray'ın resmi yayın organı Macron'u, dünyanın en zengini Yahudi ailesinin adamı ilan ediyordu. Jacques Attali adlı Yahudi ile tanışınca Macron'un hayatı değişiyordu. Attali, Macron'u Rotschild hanedanının bankasına yönetici olarak taşıyordu.

Ardından siyasete sokuyor, Cumhurbaşkanı koltuğuna oturttuklarında da "Macron'u ben doğurdum ve büyüttüm" diyordu gururla. Fransa'yı sokaklarda ateşe veren, ülkeyi yangın yerine çeviren ve "Macron devrilene kadar durmak yok" diyenler Sarı Yelekliler adlı örgüttü. Sarı Yelekliler, Macron'u sadece bir siyasetçi değil, Rothschild bankacılığı geçmişinden gelen, küresel elitlerin ve uluslararası finans çevrelerinin Fransa'daki temsilcisi ilan ediyordu. Hatta daha da ileri gidip "Macron Rotschild hanedanının Valisidir" diyorlardı. Sürekli Macron'u "Başkan des riches" yani "Zenginlerin Başkanı" ve "Monark" diye suçluyorlardı.

Yönetim anlayışının halkın iradesine değil, borsa ve yatırımcı Yahudi ailelerin fonlarına hizmet ettiğine inanıyorlardı. Onlara göre Küresel Sermaye Düzeninin esiri olmak, parayı büyük metropollerde toplarken kırsal alanları, kasabaları ve eski sanayi bölgelerini sistem dışı bırakmıştı. Sarı Yelekliler eylemlerini Paris'in lüks caddeleri (Champs-Élysées) ile Fransa'nın dört bir yanındaki döner kavşaklarda yaptı. Bu kavşaklar, küresel ekonominin unuttuğu, toplu taşımanın olmadığı, arabasız yaşanamayan Fransız taşrasının simgesidir.

Küresel elitlerin ve uluslararası zirvelerin (Davos, COP vb.) iklim krizi söylemlerini küresel sermayenin yeni bir pazar arayışı ve halkı vergilendirme bahanesi olarak gördüler. "Siz dünyalı elitler dünyayı kurtarmak için 'dünyanın sonundan' (fin du monde) bahsediyorsunuz, biz ise 'ayın sonunu' (fin du mois) getiremiyoruz!" diye sloganlar attılar. Küresel sermaye düzeninin, siyasetçileri etkisizleştirerek kararları Uluslararası Para Fonu (IMF), Avrupa Merkez Bankası (ECB) veya küresel piyasaların eline teslim ettiğini haykırdılar.

Küresel elitlerin veto edemeyeceği sistemleri en temel siyasi çözüm olarak ortaya attılar. Sarı Yelekliler için küresel sermaye; ulusal egemenliği yok eden, insanları borç-tüketim cenderesine sokan kontrolsüz bir güçtü. Bu düzen, bu kontrolsüz güç yıkılmalıydı. Macron elitlerin, bankasından Cumhurbaşkanlığı'na transfer oldu. Yani İsrail'i kuran Yahudi ailenin esiri, kölesi ve kuklasıydı. Gitmeliydi. Devrilene kadar durmak yoktu. Buna inanıyorlardı. ABD'deki bazı gruplar, Sarı Yelekliler hareketini "Küreselleşmeye, elitlere karşı halk tabanının bir başkaldırısı" olarak yorumladı.

Aslında CIA geçmişte Latin Amerika, Orta Doğu veya Doğu Avrupa'daki rejim değişikliği ve sokak hareketleri deneyimini Fransa'ya taşıdı. ABD'nin organize ettiği örtülü bir operasyonu izliyoruz. Küresel sermayenin kurduğu Avrupa Birliği'ni dağıtmak ABD derin devletinin en büyük hayali. AB'nin yumuşak karnı ise Fransa. ABD Başkanı Trump bile ilginç bir iddiada bulundu. "Defol Macron" diye bağıran göstericiler için "Trump'ı istiyoruz diye slogan atıyorlar" dedi. Sokak hareketleri 2. bir Fransız ihtilalini getirip Avrupa'yı ve küresel sistemi sarsacak mı? Ben Türk haber kanallarında yönetici olsam "Fransa Kışı"ndan her gün canlı yayın yapardım. Güle oynaya, kafa bularak hem de (!)