CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR
BEKİR HAZAR

Dronlu gemiler

Eklenme Tarihi 16 Ekim 2026

ZEHİR gibi gençlik diyor ki; "Eskiler düşmanınla bile masaya otur derdi. Şimdikiler ise oturmadan önce masanın Wi-Fi şifresini ve karşı tarafın IP adresini istiyor." Dünya değişiyor. Tabii Türkiye'de. Haydi gelin bunun açılımını yapalım. Yunanistan, Kıbrıs Barış Harekâtı'na tepki olarak NATO'dan ayrıldı, ancak kısa süre sonra yeniden geri dönmek istedi. Türkiye ise Ege'deki egemenlik hakları ve çözülmemiş sorunlar nedeniyle bu dönüşü veto etti. Ancak 12 Eylül darbesinden bir ay sonra Türkiye bu vetoyu kaldırdı ve Yunanistan'ın NATO'ya dönüşüne onay verdi. "Rogers Planı" adı verilen bir uzlaşı formülü, yazılı ve bağlayıcı bir güvenceye değil, büyük ölçüde tarafların "İyi niyetine" ve diplomatik sözlere dayandırıldı.

Darbe yönetimi bu taslağı yeterli bulup, stratejik ödün vererek vetoyu kaldırdı. Kenan Evren yıllar sonraki hatıralarında, Yunanistan'ın Ege sorunlarında Türkiye aleyhine avantaj elde edeceğini o dönem tam öngöremediklerini belirtti. General Rogers, Evren'e Ege'deki dengelerin bozulmayacağına dair söz vermişti. Evren de bu "Asker sözüne" inanarak vetoyu kaldırdı. General Rogers ikna ziyaretinde çantasında taşıdığı "İngilizce Nutuk" kitabını Evren'e hediye etti. Evren'in bundan çok etkilenerek vetoyu kaldırdığını Türkiye yıllar sonra öğrendi. Bir kitaba, devasa bir "Veto silahı" kaybedildi. General Rogers, görüşmelerde sürekli Atatürk'ün sağlığında Yunan lider Venizelos ile kurduğu barışçıl ilişkilere ve dostluk vizyonuna atıfta bulundu.

Çantasından Nutuk'u çıkarıp hediye etmesi, "Bakın, ben Atatürk'ün barış ve uzlaşı felsefesini anlıyor ve saygı duyuyorum, tıpkı onun gibi düşünmelisiniz" mesajını vermenin en sembolik yoluydu. Türkiye'nin o dönemki resmi ideolojisini okuyarak "Empati" kurma taktiği işe yaramıştı. Uluslararası diplomasi ve askeri müzakerelerde, tavizler koparmaya çalışanların karşı ülkenin liderlerini "Okumuş" görünmesi yaygın bir psikolojik baskı yöntemidir. Rogers, Evren ve kadrosunun Atatürkçülük vurgusunu ve askeri ideolojisini çok iyi biliyordu. İngilizce Nutuk hediyesiyle, darbecilerin gözünde kendisini "Yabancı bir komutan" değil, Atatürk'e saygı duyan bir müttefik olarak konumlandırmaya çalışmıştı.

ABD 12 Eylül darbesinden hemen sonra askeri rejimin şirin görünme arayışını,Batı'ya olan ekonomik ve siyasi bağımlılığını çok iyi analiz etmişti. Yunan vetosunun kaldırılması gibi Türkiye'nin aleyhine sonuçlanacak stratejik ve tehlikeli kararı Evren'e kabul ettirirken, bu tür zarif ve sembolik jestler, hediyeler, övücü sözler, Atatürk vurguları sürecin pürüzsüz ilerlemesini sağlamak için kullanılan klasik bir diplomatik kılıftı. Bu hediye saf bir hayranlık veya kültürel bir incelikten ziyade, Türkiye'nin en büyük kozu vetoyu Batı lehine terk etmesini sağlayacaktı.

"Rogers Planı" için hazırlanan diplomatik ikna harekatının parçasıydı. Bir "İngilizce Nutuk" ile acayip bir operasyon yemiştik.
Yıllar sonra Rogers'ın, "Ben askeri kanada dönüşü sağlamakla görevliydim, Yunanistan'ı sonradan kontrol edemem" şeklinde mesuliyetten kaçan açıklamaları, verilen bu hediyenin ve yapılan diplomatik temasların ne kadar tek taraflı bir teslimiyete dönüştüğünün acı bir delili olmuştur. Aradan Yıllar geçti, şimdi Yunanistan "Türkiye AB'ye alınırsa veto ederim" diyerek sopa gösteriyor.

Buna karşılık 11 AB ülkesinden ilginç bir hamle geldi. Kararları kilitlediği gerekçesiyle oy birliği ve veto sisteminde reform talep ettiler. Artan jeopolitik gerilimler ve tehditler karşısında "Tek bir ülke nasıl bizi rehin alabiliyor" diyerek hem de. Belçika, Fransa, Almanya, Hollanda ve İspanya'nın da olduğu lider ülkeler, oy birliğinden nitelikli çoğunluk sistemine geçişin değerlendirilmesini istiyor.

Türkiye'nin savunma sanayiinde yaptığı dev hamleler ve NATO'da sahip olduğu en büyük ikinci ordu, onları Yunanistan'ı by-pass edecek hale getirdi. Türkiye'nin son yıllardaki muazzam adımları, Avrupa'yı enerjiden güvenliğe kadar hayati konularda Türkiye'ye bağımlı hale getirildi. Geçmişte ekonomik ve siyasi bağımlısı olduğumuz Batı, şimdi Türkiye'ye mahkum. İbre terse döndü. İtalya bizle askeri üretim ortaklığı kuruyor, İspanya, uçak alıyor, Finlandiya'dan Belçika'ya kadar önüne gelen savunma yatırımlarımıza ortak olalım diye yalvarıyor.

Bir "İngilizce Nutuk"a tav olan Eski Türkiye'den, bugün kapısında sıraya girilen Yeni Türkiye'ye dönüştüğümüzü gösteren en güzel örnek budur. Türkiye'nin klasik "Bağımlı" konumunu tarihe gömen, gücünü dışa vuran muhteşem bir fotoğraftır. İlginç bir cümleye rastladım sosyal medyada. Zehir gibi gençlik diyor ki; "Eskilerimiz 'lafla peynir gemisi yürümez' demişti; Yenilerimiz ise uzaktan kumandalı dronla gemileri okyanus ötesine uçuruyor. Aramızda eskide kalanlara ise limanda el sallamak düşüyor"