CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR
BEKİR HAZAR

"Fatih" terimi ne demek?

Eklenme Tarihi 23 Ekim 2013
Kana bulandıktan sonra sordular.
"Rahatsız oldun mu" diye.
O ise akan kanı durdurmak için sünger istedi.
Kendisine fazla dozda pelin yutturuldu.
Ardından insan yaşamının acıları ve işkenceleri hatırlatıldı.
Beş dakika yere doğru tükürdü.
Kesme şeker verdiler.
Ağzındaki acılığı giderdiler.
Birinci İmparatorluk döneminde başka sınavlar da eklendi buna.
Hava deneylerine tabi tuttular.
Yeni ADAY bir boşluktan aşağı atıldı.
Ateş deneyinde ise ADAY'dan gerçek alevlerin içinden geçmesi istendi.
Son dönemlerde bu tarz sınavlar tedavülden kalktı.
Ancak Amerika'da bazı yerlerde hala bu zorlu deneyler uygulanmaktadır.
Mesela çıplak ayakla sert kauçuk dikenlerin üzerinde geçmesi istenir ADAY'ın.
Aytunç Altındal "GÜL ve HAÇ kardeşliği" kitabında böyle anlatıyor.
MASONLUĞA geçiş esnasında yeni aday böyle sınavlardan geçiriliyor.
Yok öyle kolay MASON olmak.
Dünyada 10 milyon Mason var.
Türkiye'de ise 23 bin civarında.
Devlet başkanları, bakanlar, askerler, bürokratlar, işadamları, gazeteciler, proflar koşarak MASON oldu bu ülkede.
Ve yukarıdakine benzer sınavlardan geçtiler hep.
"Kainatın yüce mimarı...
Elinde gönye ve pergeli tutuyorsun.
Ama aynı zamanda her ölümlünün ruhu ve masonun soluğu da senin elinde"
diye dualar etti bizi yönetenler.
Mason vaftizi ve evlilik törenlerine katıldılar.
Ellerine akasya dalları ile tabut etrafında tavaf ederek mason gömme törenlerini idrak ettiler.
Kimi Londra locasına bağlıydı.
Kimi de Fransız localarına ve onun Maşrık-ı Azam'ına.
Gül ve HAÇ kardeşliğinin şemsiyesi altında Müslüman Türkiye'yi yönettiler.
Bu yüzde hep "İrtica" yaygarası koparıldı bu ülkede.
"İran olacağız" korkusu pompalandı.
"İrtica PKK'dan daha tehlikeli, bir numaralı tehdittir" diyen Paşalarımız çıktı.
Kendi halkıyla uğraşan, kendi halkını fişleyen, sınırları içine kapanıp, dünyadan uzaklaştırılan bir Türkiye çıktı ortaya.
İsrail'i de getirdiler, "Savunma ve güvenlik" anlaşmasıyla içimize soktular.
İsrailli Mason diplomat, bir bakanımıza "Ne olacak bu irticanın hali" diye hesap soracak noktaya geldi.
Bakanın cevabı ise ilginçti;
"Siz Yahudi kanunları ile yönetiliyorsunuz.
Tamamen bir din devletisiniz.
Ve tamamen demokrasi ile yönetilen bu ülkede irticadan bahsedecek cesareti buluyorsunuz."
Evet dinle, tamamen dinsel öğelerle yönetilen ülkenin diplomatları, ajanları, elçilikte ağırladıkları gazetecilerle Türkiye'de "İrtica" yaygarasını manşetlere taşıdılar.
Bu ülkeyi istedikleri gibi yönettiler.
Gerektiğinde darbeler yaptırdılar.
Localara bağlı işadamları servetlerine servet kattı.
İktidarlar localara bağlı ailelere çalıştı.
MİT de MOSSAD'ın bir yan kuruluşu oldu.
"ELEMAN" gibi çalıştı yıllarca.
Artık "ELEMAN" dönemi bitti.
"FATİH" dönemi başlıyor.
Bazılarının karın ağrısı işte bu yüzden.
Gençlere bunu anlatma zamanımız geldi artık.
Ve anlatmalıyız.
Anlatacağız "FATİH" teriminin ne olduğunu!