Bu açıklamanın sahibi sıradan biri değil.
Çok özel biri.
Adı; Necdet Özel...
O Türkiye Cumhuriyeti'nin Genelkurmay Başkanı.
"Ben bir kamu görevlisiyim" diyor Özel Paşa.
Ve devlet sorumlulıuğundan bahsediyor.
Bir kamu görevlisinin konuşacağı konuyu, yeri, zamanı, muhataplarını iyi analiz etmesi gerektiğine inanıyor.
Mümkün oldukça konuşmamaya, gündemde olmamaya gayret sarfediyor.
Ancak belli ki birileri bundan rahatsız.
"Neden" diyorlarmış.
Hem de sık sık!
Konuşmasını bekliyorlarmış.
Bence bu beklenti içinde olanlar haklı.
Çünkü Türkiye böyle.
Ne yapalım alışkanlıklar var.
Bizi alıştırdılar.
Resepsiyonlarda siyasilerle konuşurken içeri giren Generalleri görünce ona koşan çok gazeteci gördük biz.
Siyasinin cümlesi yarıda ve havada kaldı.
Generalin konuşması ve onunla konuşan kişi olmak da iyi havaydı.
Hem de en iyi hava.
Bu ülkede halkın seçtikleri konuşmaz yutkunurdu Paşam.
Manşetleri Paşalar belirlerdi.
"Silahsız Kuvvetler"i göreve çağırırdı bir Paşa.
Gazeteler manşet atar, yargıçlar, proflar Anıtkabir'e yürür...
Sendikalar sokağa dökülür...
TÜSİADLAR ilanlar verir...
Gazeteler "Geliyooor" diye manşet atardı.
Tank sesini en iyi kim verecek diye kameralar birbirini ezerdi.
Birileri "Tankları ben yürüttüm" diye köşe yazıp hava basardı.
Bir Paşa çıkardı kameralar önüne...
Başbakan Hacca gitmiş, misafiri olduğu Kral'a bile buradan posta koyardı.
"Ulan P...k dinde krallık var mı?
Adam olan gidip o krala misafir olmaz.
Adam olan sülalesini oraya devletin bilmem nesini kiralayıp götürmez.
Ben bunu kabullenemem.
Başbakan değişl; bilmem ne bakanı olursa olsun."
Alkış tutardı kalemler.
"Helal Paşam konuş konuş" diye gaz verirdi.
Kara Kuvvetleri komutanı "Paşa'nın arkasındayız" derdi.
Normaldi kuvvet komutanını böyle söylemesi.
Çünkü zamanın Cumhurbaşkanı yani Demirel'i çıkar şöyle derdi.
"Teamüle uygun bir olay değil.
Ülke için faydalı bulmuyorum."
Aynı cumhurbaşkanı beş gün sonra bambaşka konuşurdu.
"P....k" diyen General için;
"Paşanın öfkesi boşalmadır" derdi.
Cumhurbaşkanının bile konuşmasını beş günde değiştirirlerdi.
Öyle günler gördük biz.
Bu ülkede kendi halkına "Kodu mu oturtan Genelkurmay Başkanları" isteyen tv yıldızları çıktı.
Bu yüzden yadırgamayın Paşam.
Size sık sık soracaklar.
"Neden konuşmuyorsun" diye ağlayanlar bile çıkacak.
Siz Devlet sorumluluğundan bahsediyorsunuz...
Ama bazılarında bu yok ki Paşam.
Onlar sınırda yaptığınız "Ordu göreve her zaman hazır" sözünüzü duymazlar.
Duysalar da tek sütuna verirler.
Sınırötesi umurlarında değildir.
Varsa yoksa sınırların içinde yaşayan halka vurulacak sopadır onlar için önemli olan.
Çünkü "Ordu darbeye hazır" bağımlılığı var o kafalarda.
Tedavisi yok bunun Paşam.
Dua edeceğiz.
Tek çare bu.
Allah şifa versin.