-Ne haberi?
-Baba sana çok fena bindirmişler.
-Yalan bu iddialar ama.
Gerçek dışı.
-Olabilir ama ben bunu yayınlamak zorundayım.
-Neden? Aynı gazetede sen en tepedeki adamsın.
Ben de senin yönettiğin gazetenin yazarı.
Ayıp olmaz mı hakkımdaki yalanı yayınlamak.
-Ya tamam da…
Biliyorsun bizim bankamız var."
Yukarıdaki diyaloglarda haberin yalan olduğunu söyleyen…
Genelkurmay tarafından andıçlanan Cengiz Çandar.
Şemdin Sakık'ın ifadesine asparagas cümleler yerleştiriliyor.
Cengiz Çandar'ın PKK'dan maaş aldığı iftirası atılıyor.
Bu iftira gazeteye geliyor.
Gazeteyi yöneten Zafer Mutlu…
Cengiz Çandar'ın gözünün içine baka baka…
"Bunu yayınlamak zorundayım" diyor.
Bahane daha daha ilginç;
"Bankamız var."
Tamam asker bastırıyor.
O dönemin kudretli paşalarından Erol Özkasnak da…
Gazeteyi aramış; "Atın bu Cengiz'i" demiş.
Bu iddiaları anlarız da…
Banka da neyin nesi?
Genelkurmay banka mı satıyor da…
Bunu Zafer Mutlu'nun yönettiği gazete alıyor?
Askerin satışa çıkardığı bankası mı var?
Ama ne?
Cengiz Çandar diyor ki;
"Türkiye öyle bir yer ki;
İktidar olan size imkan veriyor veya vermiyor.
O sırada asker iktidardaydı.
Dolayısıyla bazı işlerin yapılabilmesi için…
Askerin onayı gerekiyordu."
Yani demek istenen şu;
"Bankacılık yapmak istiyorsan…
Askere soracaksın."
28 Şubat dönemi işte böyle bir şeydi.
Cengiz Çandar banka uğruna…
Kendi gazetesi tarafından…
İftiraya uğradı o dönemde.
Ve aynı iftirayı Ertuğrul Özkök de sayfalarına taşıdı.
O dönemde sanırım Aydın Doğan'ın da bankası vardı.
Ertuğrul'un bahanesi banka mıydı?
Bilemiyoruz.
Bildiğimiz tek şey var.
O dönemde bu emirle gelen iftiraya…
Direnen…
Ve haber yapmayan kişi…
Bankası ve parası olmayan…
Rahmetli Ufuk Güldemir olmuş.
İftira haberi ona da gelmiş ama girmemiş.
Hiç unutmuyorum…
Uludağ Kebapçısı ve Şiribom Çikletleri bile fişlenmişti.
Kebap ve çiklete kadar giren asker…
Tabii ki banka işine de karışırdı.
"Şu kebapçıdan yemeyin…
Bu çikleti yemeyin…"
Olay buraya doğru gidiyordu.
28 Şubat bin yıl sürse…
Belki bugün "Ezogelin" çorbası da içemeyecektik.
Bazıları gülebilir buna ama…
Kebap ve çiklet fişlemesi yapan bir zihniyet…
Çorbaya neden kaşık atmasın?
Ezogelin türküsünde tehlike içeren kelimeler var çünkü;
"Ezogelin, benim olsan seni vermem feleğe…
Güzel yosmam başın için salma beni dileğe…
Anası huridir de kendisi benzer de meleğe…
Nenneyle de ah bahtım karam neneyle…"
Şarkının sonundaki "Nenneyle"lerde sorun yok.
Amaa….
"Huri ve melek" geçiyor şarkıda…
Bunlar irtica…