Erdoğan'sız Türkiye için bu topraklarda muhalefete tam destek veren Avrupa en sonunda Erdoğan ve Türkiye'ye muhtaç hale geldi. Türkiye'nin son dönemde diplomasiden tutun, savunma sanayiine kadar birçok alanda yaptığı muazzam yatırımlar, kurduğu masalar, dünya barışı için harcadığı çabalar sonucu, sözü geçen ve dinlenen bir ülke haline gelmesi, geri planda kalan, itilen ve kakılan Avrupa'yı Ankara'ya mahkum etti.
Başkan Erdoğan ve kurmaylarının sabırla, nakış gibi işleyerek uluslararası arenada son 20 yıldır yaptıkları müthiş hamlelerin meyvesini vereceğini, Avrupa'nın da Türkiye'ye muhtaç hale geleceğini sık sık bu sütunlarda bir öngörü olarak sizlere yansıtmıştım. Çünkü tüm gelişmeler adeta bunu bağırıyordu. Biz iç politikadaki kısır tartışmalara kilitlenirken, bunlara aldırış etmeyen Başkan Erdoğan'ın ortaya koyduğu dış politika ve uygulamaya geçirdiği hayati projeler kaçınılmaz finali de beraberinde getirdi.
AB'nin Başkenti Brüksel'den tam 470 işadamı ile Türkiye'ye çıkarma yapan Belçika heyetinin en tepe isimleri "Avrupa'nın güvenliği Türkiye'den geçiyor. Ankara ile her alanda çalışmaya hazırız" diye haykırdılar tüm dünyaya. Benzer açıklamalar Almanya'nın en tepe isimlerinden de geldi. Son olarak ABD merkezli National İnterest adlı yayın organında ilginç bir analiz yayınlandı. Trump döneminde NATO'nun ve Avrupa'nın büyük darbe aldığı vurgulanarak, "Bu belirsizlik ortamında AB arayış içinde. Bu arayışı karşılayabilecek tek ülke Türkiye" denilerek, tek çarenin Ankara'nın kapısında sıraya girmek olduğu hatırlatıldı. Türkiye'nin Ortadoğu'dan Kafkaslara, Orta Asya ve Afrika'ya keder geniş yelpazede nüfuzu olduğu, İran'la savaşa dahi barış anlamında müdahale edip, Ukrayna-Rusya savaşında güçlü bir arabuluculuk rolü üstlendiği belirtildi. Libya'dan Suriye'ye kadar akan kanı durdurabildiği, muazzam bir diplomasi gücü olduğu belirtildi. Savunma sanayiimizin geldiği nokta geniş şekilde o analizde övgüler yağdırılarak okuyucuya duyuruldu.
Batı basınında da Türkiye'nin milyarlarca dolarlık kaynak bularak Avrupa ile Ortadoğu ve Asya'yı birbirine bağlayacak stratejik Inrail demiryolu köprüsü projesini hayata geçirmek için düğmeye basıldığını duyurdu. Türkiye'nin enerji alanda bir merkez haline geldiği, Avrupa'nın bu alanda da hızla Ankara'ya bağımlılığını artırdığı hatırlatıldı. Sosyal medyada yayınladığı video viral olan Amerikalı analist Steven Eugene Kuhn "Almanya 2. Dünya Savaşı'ndan sonra ülkesini yeniden inşa için Türkleri davet etti. Ardından 60 yıl yabancı gibi davrandı. Şimdi ABD geri çekilirken, enerji güvensizliği büyürken, Ukrayna-Rusya savaşı kapılarındayken Avrupa bir anda Türkiye'ye ihtiyaç duymaya başladı. Yıllarca izole etmeye çalıştılar şimdi vazgeçilmez oldu." diyerek artık Türkiye'nin masadaki yerini aldığını söyledi.
Türkiye'ye olan mahkumiyet ile ilgili o kadar çok örnek var ki, burada saymakla bitmez. Devleti yönetenler uluslararası arenada Türkiye'ye bağımlılığı artıran icraatları ve diplomatik atakları yoğunlaştırırken bizim muhalefet ne yapıyor peki? ABD'nin CIA'ya bağlı FETÖ eliyle kasetlerle devirdiği Deniz Baykal'ın yerine geçen Kemal Kılıçdaroğlu, Avrupa'dan milyonlarca dolar kredi alan İBB başkanı tarafından koltuğundan edildi. İBB başkanı o koltuğa Manisalı Özgür Bey'i oturttu. Tek projesi Erdoğan'ı devirmek olan CHP bu gelişmeyle birlikte yeni bir projenin daha sahibi oldu. Geçmişte Amerikan darbelerine alkış tutan CHP, bu defa birbirini devirmeye yönelik bir evrilme içine girdi. Kemal Bey'i destekleyenler, Özgür Bey'i indirmek için mahkemelere belge, bilgi, görüntü yağdırdı.
Ekrem Bey, Silivri'den dünya medyasına Türkiye'yi şikayet ederken, Foreign Affairs, The Economist, Politico Europe gibi yayın organlarına makaleler yazdı. Onun CHP koltuğuna oturttuğu Özgür Bey, Avrupa'da Sosyalist partiler birliği başkanı ile randevu için ter döktü ama alamadı. Türkiye'ye gelen İspanya Başbakanı'ndan da randevu istedi, işlerin yoğunluğu nedeniyle geri çevrildi.
Kendilerine destek vermeyen İngilizlere "Kırgınım" diyerek BBC aracılığıyla küstü. Mahkeme tarafından artık CHP genel Başkanı değil sadece Manisa milletvekili olduğunu Alman Deutsche Well kanalına röportaj verirken öğrendi. Bir zamanlar krize giren Yunanistan'a "Yorgo'yu da iktidara geldiğimizde biz kurtaracağız. Dayan Yorgo" diyen Kemal Bey'i, CHP genel merkezine sokmamak için çırpınan, gelen tebligatı yırtıp "Koyun bunu gelince görsün" diyerek inadı bırakan ve çıkış yapan, İngilizlere küs bir Özgür Bey var. Sanırım Alman Deutsche Welle de CHP'deki bu iktidar kavgasındaki son durum hakkında onun fikirlerini mutlaka alacaktır. Sonuçta CHP de İngiliz'i, Alman'ı Avrupalısı ile öyle veya böyle münasebetlerde uluslararası arenaya çıkan bir parti. Haklarını yememek lazım!