15 Temmuz milat oldu! TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: "Darbe geleneği tarihin çöplüğüne atıldı"
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 15 Temmuz'un 10. yılında düzenlenen anma töreninde önemli açıklamalarda bulundu. FETÖ'nün milli iradeye pusu kurduğu geceyi "En büyük hainliğin sergilendiği gece" olarak tanımlayan Kurtulmuş, "Darbe geleneği tarihin çöplüğüne atıldı" ifadelerini kullandı. Meclis Başkanı Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye'yi milli bekamızın en önemli unsuru olarak inşa edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.
TBMM'de 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü ve hain darbe girişiminin 10. yıl dönümü dolayısıyla anma töreni düzenlendi.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılım sağladığı törende şehitler için Kur'an-ı Kerim tilaveti yapıldı.
Daha sonra kürsüye TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş geldi. 15 Temmuz Anma Töreni kapsamında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Kurtulmuş'un açıklamasından öne çıkanlar şu şekilde:
Sözlerimin başında 15 Temmuz günü kaybettiğimiz aziz şehitlerimizin hepsini rahmetle anıyorum. Açılışta Kur'an-ı Kerim okunurken hocamızın da okuduğu ayet-i kerimelerde ifade edildiği gibi Cenab-ı Allah şehitlerimizin durumunu bize şöyle bildiriyor. "Onlara sakın ha ölüler demeyiniz. Onlar Rableri katında sınırsız nimetlerle rızıklandırılırlar. Nimetlere mazhar olurlar. Onlar diridirler." Şehitlerimizin ruhaniyetinin aramızda olduğu bilinciyle bu 10. yıl anmasını hep birlikte gerçekleştiriyoruz.
15 Temmuz 2016 her yıl anarak devam ettiğimiz o hain darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Böylesine önemli olayları hem hatırlamak hem de ders çıkarmak açısından önemli bir yıl dönümüdür. O gece yaşananları tekrar tekrar hatırlamak, öfkemizi asla dindirmemek, hesap sorma irademizi asla kaybetmemek için hatırlamak mecburiyetindeyiz.

O gece aslında Türk tarihinin en önemli gecelerinden birisiydi. Bir tarafta cesaretin yer aldığı, bir tarafta kahramanlığın fevkalade yüksek derecede ortaya konulduğu, diğer tarafta da herhâlde bu toprakların tarihi boyunca gördüğü en büyük hainliğin sergilendiği bir geceydi. O gece tankların önüne çıkarak çıplak elleriyle tankları durdurmaya çalışanlarla, o gece milletin kendilerine verdiği silahların arkasına sığınanlar arasında bir mücadele oldu. O gece inançları, değerleri ve vatanına sahip çıkmak için tereddütsüz canını feda edenlerle emperyalistlerin kuklası, uşakları ve piyonları arasında büyük bir mücadeleye sahne oldu.
"DARBELER GELENEĞİNİ TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE ATMIŞTIR"
Esasında Osmanlı'nın son döneminden itibaren Cumhuriyet tarihimiz boyunca da devam eden ve özellikle çok partili siyasi hayatımızda çok sıkça gördüğümüz, 30 Mayıs 1876'da Sultan Abdülaziz Han'a karşı yapılan darbenin bir nevi devamı olan darbeler zincirine milletimiz, 15 Temmuz gecesinin sabahı damga vurmuş ve artık darbeler geleneğini tarihin çöplüğüne atmıştır. 15 Temmuz'un en büyük kazanımlarından birisi buydu. 15 Temmuz'un ortaya çıkmasında, bu kahramanlık destanının yazılmasında da hiç şüphesiz çok fazla şey söylenebilir. Ama müsaadenizle beş önemli gücün altını çizmek isterim.

"BAŞ GÜÇ BİR ARAYA GELDİ"
Bu beş güç bir araya geldiği için böylesine büyük, destansı bir mücadele ortaya çıktı. Her şeyden evvel birinci önemli gücümüz siyasi liderliğin gücüydü. Sayın Cumhurbaşkanımız, darbenin en zor, en karanlık saatlerinde, az evvel de izlediğimiz gibi milletimizi bir televizyon kanalına bağlanarak "Ben buradayım. Siz de sokaklara çıkın. Direnin ve bu adamlara haddini bildirin." mesajını vermesiyle birlikte milyonlar sokaklara döküldü. O akşam belki sadece Türkiye tarihi için değil, dünya demokrasi tarihi içinde de siyasi liderlikle halk arasında kurulabilecek sıcak mesajların hangi önemli sonuçları doğurabileceği çok net bir şekilde ortaya konuldu. Ben bir kere daha Sayın Cumhurbaşkanımıza, kendi huzurunda milletimiz adına şükranlarımı ifade ediyorum. O sadece bir telefon görüşmesi değil, zalimlerin ve hainlerin ayarını bozan, milleti cesaretlendiren önemli bir mesajdı. Vaktinizi almamak için kısa geçiyorum.
Millet sokağa çıkmaya başlarken sela sesleri gücümüzdü.
Medya o gece devlet büyüklerinin sesini duyurdu.
Güçlü devlet anlayışı derin demokrasi geleneği ile taçlanacak bir alandır. Eğer o akşam milli dayanışma gücüyle milletimiz sokaklara çıkmasaydı her şey çok farklı olacaktı.
Bizim yolumuz kardeşliği büyüten bir yoldur. Milli iradeyi her şeyin üstünde tutan merkeze alan bir yoldur.
Terörsüz Türkiye'yi milli bekamızın en önemli unsuru olarak inşa edeceğiz.



