Bugünkü
Takvim
  • 19 Temmuz 2019, Cuma

FETÖ’yü kim büyüttü?

FETÖ'NÜN AK Parti döneminde ortaya çıktığını ve devleti zehirli bir sarmaşık gibi sardığını iddia edenler ya tarih bilmiyor ya da yalan söylüyor. CHP bugünlerde niyeyse tam da 15 Temmuz'a denk getirerek bu algıyı işliyor. Ve ne acıdır ki, bu yaptıklarının Türkiye için ciddi bir güvenlik problemi olduğunun farkında bile değiller. Büyük bir hırsla kanlı örgütün dış ve iç bağlantılarını perdeleyen, devletin yürüttüğü mücadeleyi sulandıran bir söylemi sahipleniyorlar. Tıpkı 'kontrollü darbe' söylemini sahiplendikleri gibi.
Dünyanın 160 ülkesinde faaliyet gösteren ve yüz milyarlarca dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaşan örgütü bu seviyeye getirenin AK Parti olduğuna inananlara, Pensilvanya'daki FETÖ elebaşı ve bu projenin gerçek sahiplerinin kıs kıs güldüğünden hiç şüpheniz olmasın.
FETÖ bir proje örgüttür ve çıkış noktası 2002 yılı değil, ta 1961'de dönemin ABD Başkanı Kennedy'nin kongreden geçirdiği kanunla kurulan 'Barış Gönüllüleri' adlı kuruluştur.
ABD bu kuruluş aracılığıyla dünyanın 139 ülkesine sözde insani yardım ve demokrasiyi yerleştirmek maksadıyla en seçkin ajanlarını yollar. Amaç bu ülkelerin Sovyet etkisi altına girmesini engellemek ve kendi çıkarlarını korumaktır. Türkiye'de hedef bölge olarak Doğu-Güneydoğu'yu seçerler.
CIA'nın sözde barış gönüllüleri 1972 yılına kadar Türkiye'de kalır. Onlar gittikten hemen sonra sahneye FETÖ ve PKK çıkar! CIA -Derin NATO işbirliğiyle 1960'larda hayata geçirilen Türkiye'yi kuşatma planının kilit aktörleri o tarihten itibaren FETÖ ve PKK olur.
FETÖ'nün cemaatten örgüte, zamanla güç zehirlenmesi yaşayarak terör örgütüne evrilmesi 3 aşamalı bir süreçtir. 1966-12 Eylül 1980 dönemi "Kuruluş, taban tutma ve kadrolaşmaya başlama' safhasıdır.
İlk dershane ve yurtlarını bu dönemde açarlar. 1980 yılında örgütün yurt sayısı 100'ü aşmıştır.
12 Eylül 1980- 28 Şubat 1997 dönemi FETÖ'nün hem toplumda hem devlette yayılma ve iktidarı ele geçirme safhasıdır. Örgüt bu süreçte devletin kılcal damarlarına sızmış, kamu kurumlarında kitlesel kadrolaşmayı tamamlamış ve devletin stratejik kurumlarını paralel bir yapılanmayla yönetmeye başlamıştır.
Emniyet teşkilatında kontrolü ele almaları, 15 Temmuz darbesini gerçekleştiren kadronun 1986'da soruları çalarak TSK'ya sızması, aynı yıl özel okul açma hakkını elde ederek dünyaya açılmaları hep bu dönemde gerçekleşir.
28 Şubat'tan 15 Temmuz 2016'ya kadar devam eden süreç ise 'Altın vuruş, kıyam, huruç için kadrolaşmasının tamamlanması ve asıl niyet için harekete geçme' aşamasıdır.
50 yıllık süreçte Türkiye'nin en büyük talihsizliği bu karanlık örgütün gerçek yüzünü geç görmesidir. Din dışı emellerine ulaşmak için dini bir paravan olarak kullanan örgüt bu konuda maalesef başarılı olmuştur.
Ve final... 12 Mart 1971'den itibaren tüm darbelere alkış tutan ve her darbeden biraz daha güçlenerek çıkan FETÖ elebaşı 15 Temmuz'da devleti tamamen ele geçirmek için düğmeye basar. Zamanlama manidardır.
Çünkü ABD'nin Suriye, Irak ve Doğu Akdeniz'deki çıkarları Türkiye'nin kendi çıkarlarını önceleyen tutumu nedeniyle riske girmiştir. FETÖ'nün Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsında Türkiye'ye yönelik gerçekleştirdiği kanlı saldırının gerçek sebebi budur. Türkiye kendi bölgesinde emperyal hedefleri olan dış güçlerin yönlendirmesiyle FETÖ-PKK tarafından işgal edilmek istenmiş, bu alçak saldırı milletin çelikten iradesiyle püskürtülmüştür. Tek ve yalın gerçek buydu.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya