TASAVVUR edemeyeceğimiz, tecrübe edenlerinse tarif edemeyeceği bir afetle karşı karşıyayız. Dünyanın kayıtlı tarihinin gördüğü karada gerçekleşmiş olan en büyük yıkım. Saatler içerisinde peş peşe gerçekleşen 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde iki deprem.
Toplamda 120 bin kilometrekare bir alanı etkiledi. Yani İngiltere, Yunanistan ve Avusturya gibi ülkelerin büyüklükleri kadar bir alan.
Türkiye yüzölçümünün 7'de 1'i.
Etkilenen nüfus ise 13 milyon.
Yani toplam nüfusumuzun yaklaşık 6'da 1'i.
Bu derece büyük bir afeti gerçekten de kimse hayal edemez.
Depremi bölgede canlı yaşayan acılı insanlara "ne oldu anlat" desek tarif edecek kelime bulamazlar.
Arama-kurtarma çalışmaları neredeyse bitti. Şimdi sırada enkaz kaldırma ve geçici barınma meseleleri var.
Kısa sürede de kalıcı konutların yapımına başlanacak.
Peki bu yaralar nasıl sarılacak?
Şüphesiz yitirdiğimiz canlarımız geri gelmeyecek.
Enkaz altında saatler geçirip yaralı olarak kurtulanların yaşadıklarının izleri silinmeyecek. Evi yıkılıp sokakta, çadırda, toplanma alanlarında kalanların yaşadıkları unutulmayacak.
Ancak yaralar bir şekilde ve tabiiki ne kadar mümkünse sarılacak.
Giden geri gelmez ama yaralar sarılır, acılar paylaşılır, lokmalar bölüşülür.
Dünya üzerindeki hiçbir devletin hiçbir zaman baş edemeyeceği büyüklükte bir afet.
Tedbir almak kulun görevidir.
Ancak kulun alabileceği hiçbir tedbir yeterli olmaz.
Devlet ve millet el ele verdik.
Arama-kurtarmadan, barınma ve gıda ihtiyacına kadar her yere yetişmeye gayret ettik ve ediyoruz.
Gönül rahatlığı ile söyleyebilirim;
Türkiye haricinde başka bir ülkenin başa çıkamayacağı kadar büyük bir afet.
Afet o kadar büyük ki biz de başa çıkamadık ama seferber olup elimizden geleni yaptık.
Yaraları saracağız, acıları dindireceğiz, lokmaları paylaşacağız ama her şey hala çok taze.
Herkesin attığı adıma, söylediği söze, yaptığı işe azami dikkat göstermesi gerekiyor.
Ama maalesef göstermeyenler var. Depremin ilk gününden itibaren devletin ve milletin yoğun çabalarını, emeğini, fedakarlığını görmezden gelip seçim hesabı yapanlar, acılardan oy devşirmeye çalışanlar var.
Son bir söz de onlara; lütfen enkazın üzerinde tepinmeyin çünkü altında sevdiklerimiz var!