ALTILI masa son toplantısında bir kez daha aday belirleyemedi. Kendi adayları konusunda kafalar karışık olsa da Cumhur İttifakı'nın adayının kim olmaması gerektiğine kafa yormuşlar.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı adayı olması hukuken imkansızmış. Çünkü üçüncü dönemi oluyormuş.
MESELENİN hukuki boyutunu hiç tartışmayacağım. 2 dönem kuralının yeni sistemle birlikte geldiğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da yeni sistemde bir sefer seçildiğini ilk mektep çocukları bile biliyor. CHP'nin başını çektiği altılı masanın "Erdoğan Cumhurbaşkanı olamaz" çıkışının siyasi boyutu daha ciddi.
Aklıma ister istemez 2007 yılında AK Parti'ye cumhurbaşkanı seçtirmemek için emekli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun ortaya attığı 367 kuralını getirdi. Kanadoğlu seçimden aylar önce cumhurbaşkanı seçimi için 367 milletvekilinin hazır bulunması gerektiğini iddia etmişti. İddia o kadar absürttü ki dönemim CHP genel başkanı Deniz Baykal bile iddiayı ciddiye almamıştı.
Derken aylar içerisinde meseleyi muhalefet sahiplendi. Neticede cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunu CHP 367 kuralı ihlal edildiği için Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. Mahkemenin kararı beklenirken Genelkurmay Başkanlığı meşum ve meşhur e-muhtırayı yayınladı. Ülke cumhurbaşkanı seçemeden erken seçime gitti. Seçmen sandıkta AK Parti'ye %47 destek vererek CHP'ye, darbeci Genelkurmay'a, vesayetçi Anayasa Mahkemesi'ne öyle bir tokat attı ki sesi bugün bile kulaklarında çınlıyordur muhtemelen.
ŞIMDI ise CHP'nin başını çektiği altılı masa 367 saçmalığına benzer bir formüle bel bağlamış anlaşılan. Seçime çokça bir süre varken kendilerini iyi dolduruşa getirdiler. Özellikle yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanlıklarını kazanınca "bu iş oluyor" düşüncesine kapıldılar. İçi boş bir özgüvenle şişindikçe şişindiler. Şimdi tünelin ucunda ışık görününce, seçim tarihi gelip çatınca o işin o kadar da kolay olmadığını, seçimi kazanamayacaklarını anladılar. Bari Erdoğan'ın adaylığını engellesek düşüncesi ile "aday olamaz" diye ağlaşmaya başladılar.
BU bir de güya değişen CHP.
Muhafazakarlara karşı düşmanlığından vazgeçen, başörtüsü yasağı için özür dileyen, tek parti dönemindeki uygulamalar için nedamet getiren CHP. Ama başı sıkıştığında hemen vesayetçiliğe soyunuyor.
Acaba sandıkta yenemediğim Erdoğan'ı adaylığını engelleyerek saf dışı bırakabilir miyim planları yapmaya başlıyor.
CHP vesayetçilikten ne kadar vazgeçtiyse diğer iddiaları da o derece inanılırdır. Bugün Erdoğan'ın adaylığını engellemek için eski alışkanlıklarına geri dönenler, yarın başörtüsünü yasaklamak için de elinden geleni yapar.
CHP, CHP'dir!