İMSAKİYE RAMAZAN

Çözümsüzlük artıyormuş

Batı medyasının "ne yaparız da Türkiye'yi karalarız" çabaları bitmek tükenmek bilmiyor. Türkiye'nin Afrin'e dönük başlattığı Zeytin Dalı harekâtını itibarsızlaştırmak için yoğun bir çaba içerisindeler. Önce Türkiye'nin Suriye sahasında İran ve Rusya ile hareket ettiğini yazdılar çizdiler. Akılları sıra Türkiye'nin operasyonla batıdan uzaklaşıp Rusya'ya yaklaştığı imajını vereceklerdi. Bu hesap tutmadı.
Operasyonun başından beri sürekli "sivil kayıplar" meselesini gündeme getiriyorlar. Ancak burada da elleri zayıf. Suriye'de hem rejimin hem Rusya'nın hem de ABD destekli YPG'nin öldürdüğü sivillerin naaşı ortada dururken "sivil kayıplar" masalı üzerinden Türkiye'yi fazla sıkıştıramıyorlar. YPG'nin bir iki mizansen görüntüsü dışında "sivil kayıplar" yalanını destekleyecek malzeme de bulamıyorlar. Ama yine de bu iddiayı devamlı gündemin bir köşesinde tutuyorlar.
Şimdiki gözdeleri ise "Suriye'de çözümsüzlük artıyor" diye yaygara koparmak. Neymiş efendim, DEAŞ ABD destekli PYD tarafından yenilmiş (DEAŞ'e karşı en etkili mücadeleyi Fırat Kalkanı Operasyo'nu ile Türkiye'nin verdiğini tabii ki söylemezler), Rusya ve rejim alan kontrolünü sağlamış ve Suriye'de çözüme yaklaşılmış. İddiaları bu...
Ama durum tam böyle seyrederken Türkiye Suriye'ye tekrar müdahil olmuş, bitti denilen Özgür Suriye Ordusu'nu canlandırmış ve bu Suriye sahasını yeniden hareketlendirmiş.
Gören de zanneder ki Suriye'de taraflar silah bıraktı, kalıcı anlaşmaya doğru yaklaşıldı da, bir sabah Türkiye tersinden kalktığı için operasyon başlattı.
Buna da gazetecilik diyorlar. Daha vahimi hala bu tabloyu önümüze "özgür basın" diye örnek olarak koyanlar var...

​NE İŞ OLSA YAPARIM
Çok iddialıyım, arkamda Kemal Kılıçdaroğlu'nun sahip olduğu medya desteği olsa her işi yapar, her işte muvaffak olurum. Daha doğrusu ne kadar başarısız olursam olayım, başarılı görüntüsü çizerim. Medyanın yerli ve milli kanadına "yandaş" yaftası yapıştırmaktan geri durmayan medya organları, sözkonusu Kılıçdaroğlu'nun gel-gitleri olunca yandaşlığı kimseye bırakmıyorlar.
Örnek çok ama gelin en günceline yakından bakalım...
Kılıçdaroğlu şimdi de Süleyman Şah'ın türbesinin taşınması hadisesini hatırladı. Süleyman Şah türbesinin taşınmasının bir hata olduğunu söylüyor. Muhalefet lideri olarak bu konuda hükümetten farklı düşünebilir.
Ancak ifadeleri oldukça cesur;
"Ben olsaydım, gerekirse 10 bin şehit verirdik, bayrağımız orada dalgalanırdı. Korkaktan kahraman olmaz. Terör örgütlerine teslim olandan kahraman olmaz" Oldukça şahin bir dil. Bir çırpıda 10 bin şehitten bahsediyor. Benim yazarken, sizin okurken irkildiğimiz 10 bin şehit ifadesini çok rahat kullanıyor Kılıçdaroğlu. Bir an için bir çırpıda 10 bin şehitten bahseden, korkaktan kahraman olmaz diye racon kesen Kılıçdaroğlu'nun 15 Temmuz gecesi tankların arasından usulca nasıl sıvışıverdiğini unutalım ve gerçekten vurunca inleten, tuttuğunu koparan bir lider olduğunu varsayalım.
Ama hala büyük bir tutarsızlık var.
Kılıçdaroğlu bir çırpıda 10 bin vatan evladını şehit etmekten bahsettiği konuşmasında "Savaşa Hayır" bildirisi ile PKK/YPG'ye moral desteği veren Tabipler Birliği'ne sahip çıkıyor. Ana muhalefet liderinin aynı konuşmada hem 10 bin şehit vermekten bahsetmesini hem de "savaşa hayır" demesini sorun etmeyen bir medyamız var.
Hatalarınızı örten böyle bir medya desteğiniz varsa her işi yapabilirsiniz!

CEVABI BELLİ SORU
10 bin şehit saymasını bilen hesap uzmanı Kılıçdaroğlu sayı saymasını biliyor mu?
  • ve ya