Yemen türküsünü, Osmanlı askerinin Yemen'de şehit olduğunu duydukları için ve tabii bünyelerinde muazzam bir Osmanlı alerjisi olduğu için "Ne işi vardı Anadolu çocuklarının Yemen'de" diye akıllarınca halkçılık kasarlar.
Anlatsan öğretsen de nafile...
Desen ki Yemen dediğin yer Kızıldeniz'in girişinde yer alır, Yemen'i kontrol edersen Kızıldeniz'i kontrol edersin, Afrika'da ve Hicaz'da etkili olursun... Anlamazlar. Çünkü anlamaya niyetleri yoktur, dertleri tasaları öğrenmek değil, itiraz etmektir.
Aynı itiraz hastalığının günümüzdeki temsilcileri bugünlerde tekrar ayaklandılar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Sudan ziyareti esnasında Kızıldeniz'in kontrolü açısından kilit bir konumda olan Sevakin Adası'nın Türkiye'ye tahsisini sağlamasına kafayı takmış durumdalar. Vakti zamanında Yemen'in stratejik önemini göremeyip "Ne işimiz vardı Yemen'de" diyenler, bugün aynı ufuksuzlukları aynı çapsızlıkla "Ne işimiz var Sevakin'de" diyorlar.
"Türkiye'nin bütün sorunlarını çözdük de, Sevakin'in ihyası mı kaldı?
Türkiye'de toplanan vergilerle Sudan toprağını neden mamur ediyoruz?" diye sureti haktan gözüken itirazları dile getiriyorlar. Desen ki mesele sadece adanın restorasyonu değil, işin içinde askeri ve ticari liman var, askeri üs var, güvenlik var, Afrika kıtasında etkini arttırmak var...
Anlamazlar çünkü bunlar onların ufuklarının çok ötesinde!
MUHALİFLERİN KÜÇÜK ÜLKESİ
Anlamadıkları bir diğer mesele de S-400'lerin alınması. Önce bin bir türlü bahane uydurdular. Mantığının ne olduğunu bir türlü açıklayamadıkları kerametler uydurdular. "S-400'ler NATO savunma sistemlerine uyumlu çalışmaz. S-400'leri satın alırsak hiçbir işe yaramazlar, depoda çürürler. Bu silahları aldığımız için, NATO bizi cezalandırır" dediler.
Tabii ki NATO'ya hakim olan Batı Bloğu da bizim savunma bağımlılığımızın azalmasını istemez.
Ancak onlar bile içerideki ufuksuzlar kadar itiraz etmediler S-400'lerin alınmasına. Zaten Türkiye, uzun süredir başkasının ne dediğini değil kendi çıkarını öncelediği için bu itirazlara da kulak kabartmadı.
Sonra S-400 alım işini sulandırmaya çalıştılar. "Rusya bu silahları zaten bize satmaz.
Satarım diye oyalar ama vermez.
Cumhurbaşkanı da bunu biliyor ama S-400 alımı üzerinden iç politikaya oynuyor" dediler. Ne kadar sulandırmaya çalışsalar nafile.
Pazarlıklar, müzakereler devam etti ve bugün en nihayetinde Türkiye ile Rusya'nın dört adet S-400 bataryasının satın alınması konusunda anlaştıkları, ilk teslimatın 2020'de yapılacağı Rus yetkililer tarafından da açıklandı.
Emin olun yine vazgeçmeyecekler.
S-400 alımını bir şekilde eleştirmeye, itibarsızlaştırmaya, değersizleştirmeye çalışacaklar. Çünkü zihinlerinde ki Türkiye'nin hava savunma sistemine ihtiyacı yok. Çünkü o Türkiye bölgesel bir güç olma vizyonu olmayan, tahıl üretmekle övünen bir bozkır ülkesidir.
Çok şükür, ülkemiz de ufkumuz da etkimiz de müzmin muhaliflerinkinden büyük.
CEVABI BELLİ SORU
CHP'de 2018 Şubat'ında yapılacak Kurultay'ın hazırlıkları başlamış. Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Kurultay'da okunmak üzere 'Demokrasi Manifestosu' yazılması talimatını vermiş. CHP manifesto yazmaktan siyaset yapmaya ne zaman geçecek?