CANLI YAYIN

Küstah talep

Eklenme Tarihi 29 Aralık 2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Afrika turunun yankıları devam ediyor. Ziyaretin Sudan ayağı hem verilen sıcak mesajlar hem de imzalanan anlaşmalar açısından oldukça dikkat çekiciydi. Tam gezi bitti derken dönüş yolunda Cumhurbaşkanı'nın uçakta gazetecilere yaptığı açıklamalar tekrar konuyu gündeme getirdi. Erdoğan'ın açıklamalarından öğrendiğimize göre Uluslararası Ceza Mahkemesi yakın zamanda Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir'le ilgili Türkiye'den bir talepte bulunmuş. İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Kudüs konulu olağanüstü toplantısı için Erdoğan'ın davetlisi olarak İstanbul'a gelen El Beşir'in yakalanıp kendisine teslim edilmesini istemiş mahkeme.
Türkiye bu talep karşısında Erdoğan'ın ifadesi ile gülüp geçmiş.
Türkiye'nin birileri öyle istedi diye hem de misafir olarak ülkesine gelmiş olan bir devlet başkanını alıkoyması mümkün değil. Kaldı ki uluslararası toplumun Türkiye'nin terörle mücadelesine vermediği destek de ortada. Türkiye'nin istediği birçok terör örgütü mensubu batı ülkelerinde elini kolunu sallayarak gezerken mahkemenin taleplerinin meşruiyeti oldukça tartışmalı.
Ancak uluslararası sistem maalesef böyle işliyor. Aslında ortada bir sistem de yok. Güçlünün sesinin daha çok çıktığı, haklının değil güçlünün yanında duran bir düzenden bahsediyoruz. Türkiye baştan beri bu düzene itiraz ediyor. Afrika'ya yaptığımız ziyaret de, orada sömürgeci ülkelere verilen mesajlar da, Kudüs konusundaki çabalarımız da dönüyor dolaşıyor aynı noktada buluşuyor:
Dünya Beş'ten Büyüktür...

SİYASETTE TARZ FARKI
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uçakta yaptığı açıklamalarda dikkat çeken bir diğer husus ise son KHK'da yer alan ve 15 Temmuz direnişine katılmış sivillere getirilen hukuki korumaydı.
Muhalif odaklar meseleyi bir tartışma unsuru haline getirdiler. Konuyu mecrasından saptırarak sanki gelecekte de bir muafiyet sağlanıyormuş gibi sunmaya çalıştılar. Konuyla ilgili görüş beyan edenlerden bir tanesi de önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'dü. Gül Twitter hesabından yaptığı açıklamada, düzenlemenin muğlak olduğunu hükümetin muğlaklığı gidermek için adım atması gerektiğini söyledi. Erdoğan Afrika dönüşü uçakta bu konuya da değindi ve Gül'e "muğlaklık nerede?" sorusunu yöneltti.
Erdoğan'ın bu açıklamaları Gül'le arasındaki siyaset tarzı farklılığını da gösteriyor. Abdullah Gül daha muğlak, net olamayan bir siyaseti takip ederken Erdoğan konuların açıklıkla konuşulmasından yana.
Gül sosyal medya üzerinden tam olarak neye itiraz ettiği belli olmayan, ileriye dönük kendisini taahhüt altına sokmayacak bir açıklamayı tercih ederken, Erdoğan birinci elden ve somut bir cevap veriyor. Bakalım iki siyaset tarzının farklılığını ileriki günlerde daha fazla görecek miyiz?

BUNA DA ŞÜKÜR
Son zamanlarda yüzümüzü aydınlatan gençlerden birisi oldu Filistin'li Fevzi Cüneydi. 20 tane İsrail eşkıyasının arasındaki genç bedeni adeta tüm dünyanın yükünü yüklenmiş gibiydi. Yükü fazlaydı ancak başı dikti; güçlü olana değil haklı olana ait vakarlı, mağrur bir eda ile yürüyordu. O fotoğrafı gördüğünden beri Cüneydi'nin akıbeti birçok kişiye dert oldu. İsrail'in cinayetleri hepimizin malumu olduğu için direnişin simgesi haline gelmiş olan bu gence neler yapabileceklerini aklımıza bile getirmek istemiyorduk. İçimizi bir nebze olsun rahatlatan güzel haber en sonunda geldi. Cüneydi kefaletle serbest bırakıldı. İsrail zindanlarında kadın erkek, genç yaşlı yüzlercesi tutsak tutulmaya devam ediyor. Ama yüzümüzü aydınlatan bu genç artık serbest. Buna da şükür, çok şükür.

CEVABI BELLİ SORU
Herkese mavi boncuk dağıtarak siyasette başarılı olunabilir mi?