Ne hak ve özgürlükler umurlarında ne de adalete düşkünler.
Tek dertleri sivil olanla.
Yoksa iktidarla da bir sorunları yok.
Zaten öyle uzun uzadıya iktidar tartışması yapacak, günümüz dünyasındaki farklı güç ve iktidar odaklarını değerlendirecek entelektüel birikimleri de yok.
Türkiye'de bir otoriterleşme sorunu yoktur ve olmayacaktır!
Bu Türk siyasal hayatının en temel bilgilerine sahip herhangi birisinin kolaylıkla varabileceği sonuç. Türkiye'de otorite ve iktidarla ilgili esas sorunumuz; seçilmiş sivillerin kullandığı güçle değil seçilmemiş bürokratların ve elitlerin kullandığı güçledir.
Bakınız meslek birliklerine; örneğin Makine Mühendisleri Odası.
Odanın İstanbul Şubesi'nin websitesinde "Üyelerimiz Tarafından Sıkça Sorulan Sorular" başlığı altında yer alan 6. soru ve cevabı, odaya üyelik için gerekli fotoğraf şartlarını tanımlıyor.
Soru: Üyelik için gerekli fotoğraf şartları nelerdir?
Cevap: Fotoğraflar sakallı/türbanlı ve fotokopi olmamalıdır.
Maalesef yanlış okumadınız!
2017 yılında Türkiye'de faaliyet gösteren bir meslek odası, üstelik mesleğinizi icra etmek için kayıt yaptırmanızın zorunlu olduğu bir meslek odası hala fotoğraf üzerinden üyelerini denetlemeye çalışıyor.
Ne kadar iyi bir mühendis olursanız olun, odaya kayıt olmadan mesleğinizi icra edemezsiniz. Bu bile başlı başına bir sorunken, Makine Mühendisleri Odası sizi zorla kayıt ederken, üstüne bir de size şart koşuyor; fotoğraf şartı.
Sakallıysanız sakalınızı keseceksiniz, başörtülüyseniz başınızı açacaksınız yoksa odaya kayıt olamaz ve mühendislik yapamazsınız!
Başörtülü öğrenci, öğretmen, amir, memur, milletvekili, polis, bakan olabilirsiniz ama mühendis olamazsınız.
Çünkü odadaki 1930 model Kemalistler buna izin vermez!
Birileri iktidardan ve otoriteden mi bahsetmişti?
Nerede "Gezi"nin özgürlüğüne çok düşkün vandalları?
Hayat tarzlarını, yaşam alanlarını savunan pek duyarlı aktivistler nerede?
"Özgürleştirici şiddet"e methiyeler düzen anarşist akademisyenlerin sesini duyan var mı?
Türkiye'deki hak ihlalleri için kaygılanan batılı "dostlarımız" bir şey dediler mi?Hayır!
Hiç biri ortada yok, hiçbirinin sesi çıkmaz.
Çünkü ne özgürlüktür dertleri, ne hak ve hürriyetler ne de adalet!
Tüm dertleri kendi iktidarlarını devam ettirmektir onların!
Sivil siyaseti otoriterleşme masalları ile köşeye sıkıştırıp, kendi özerk iktidarlarını devam ettirmeğe çalışıyorlar!
Hadi onları anladık.
Peki, "duyarlı ve vicdanlı" muhafazakâr entelektüellerimiz nerede?
Muhalefetin gazına gelip, batının ağzıyla konuşan münevverlerimiz?
Anlarlar mı acaba Türkiye'deki gerçek iktidar mücadelesinin ne olduğunu?
Utanırlar mı acaba AK Parti'ye getirdikleri "devletleşme" eleştirisinden?
Bir "2002 Ruhu" lafı tutturmuş gidiyorlardı, acaba sakal ve başörtüsü yasağının devamı mıdır 2002 ruhundan anladıkları?
Ve tabii savcılarımız ve hâkimlerimiz nerede?
Türkiye bir hukuk devleti değil mi?
Makine Mühendisleri Odası anayasanın üstünde bir kuruluş mu?