1- Baskılı oynadık İki takım futbolcuları arasında 25 misli değer farkı var. Türkiye'den hangi kadroyu çıkarırsan çıkar, hele ki o seyirci önünde baskılı oynar.
Maçtan önce aklı başında kimse sorsan, "Türkiye baskılı oynar" derdi.
Letonya futbolcusundan, vatandaşına kadar da böyle olacağını önceden bilir.
Ömer Üründül'ün maç öncesi "Messi'ye dikkat etmek gerekir" şeklinde tarihe geçen bir yorumu vardı. "Top yuvarlaktır" şeklindeki bir önerme mantık disiplinde analitik önermedir yani yeni bir bilgi vermez. Çünkü "top" yuvarlaklığı da içeren bir nitelendirmedir. Bir maçta Messi oynuyorsa, zaten rakip takım için tehlike olacağını herkes bilir. Dolayısıyla, Türkiye-Letonya maçında "Türkiye baskılı oynayacak" hükmü de analitik bir önermedir.
2- Golü Terim mi atacak? Daha önceki maçlarda nasıl Terim atıyormuş gibi sunulur ve kabul görüyorsa, atamayınca mı Terim atmamış oluyor. Nasrettin Hoca'nın kazanın doğurduğuna inanan ama öldüğüne inanmayan komşusu gibi Terim yandaşları.
Golü kim kaçırdı mesela Volkan Şen, onu kim oynattı Terim. Volkan Şen bu sene kaç maç oynadı, iyi mi oynadı, kötü mü oynadıdan başlayan yorum, onun yerine başkası olsa kaçırır mıydıya kadar gider.
Golü kaçıran futbolcunun seçiminden hoca sorumludur, çünkü milli takım elde olan mevcut kadro zorluğıyla kurulmaz.
Mesele sadece isim de değildir.
Seçilen isimlerin birbirleriyle uyumunun ne olacağı da hocanın düşüneceği faktördür. Yıllar önce bir maça Reşit-Sadullah-Engin forvetiyle çıkan milli takım için maçtan sonra "Bu insanlar birbirini yolda görse tanımaz" denmişti haklı olarak.
3- Hakem meselesi Hakemin maçın sonucuna etkisi dolaylı. Yardımcının kaldırdığı iki yanlış ofsayt bayrağı var, bu da doğru.
Ancak, Türkiye'nin attığı golü vermedi tarzı bir katletme vakası yaşanmadı.