CANLI YAYIN

Transfer gariplikleri

Eklenme Tarihi 27 Haziran 2015
Taraftar, seyirci dediğimiz kitle bir futbol takımının esas sponsorudur.
Bunu maç biletinden forma alımına kadar gösterir. Bu kitlenin sayısı ve yaptığı harcama o takımın gücünü oluşturuyor. Yönetim, divan, kongre üyesi ve taraftar...
Çemberin en dışında olmasına rağmen asıl belirleyici güç taraftardır. Takımının harcamalarına da tepki göstermesi gayet doğaldır ve olması gereken de budur. Oysa bizde taraftar genellikle para pul işleriyle ilgilenmez, zaten bilmez de. Galatasaray taraftarının Sabri Sarıoğlu'na yılda 7 milyon liraya yaklaşan anormal yüksek bir para verilmesine tepkisi örnek bir davranıştır.
Esas garip olan Beşiktaş taraftarının Sabri'yle -maç başı para hariç- aynı garanti paraya oynayan Musta Pektemek'e verilen astronomik ücrete ses çıkarmamasıdır. Üstelik Sabri'nin geçmişi, hizmeti ve sadece bir sezondaki performansıyla bile karşılaştırılmayacak derecede başarısız bir tablo var ortada. Sabri veya Mustafa'ya bu paranın yarısını verecek başka takım var mı?

YA HAMZAOĞLU GİDERSE!
Kulüpler, önceliklere yönetimlere ve sonra da teknik direktörlere emanettir. Kendi parandan daha dikkatli ve özenli olmak zorundasın.
Dernek statüsünde görünen ama aslında devasa şirket bu kulüpler. Ne kadar verebilirim, ne verim alabilirim, yarın gerekirse kaça satabilirim ve sonuçta kâr veya zararım ne olur? Üst düzey futbol sırtını ticarete yaslamış bir şov. Arkanın sağlam olduğu kadar bu gösteride sahneye çıkabilirsin. Hamza Hamzaoğlu, Bilal Kısa'yı beğeniyor, seviyor olabilir. Oysa hem etik açıdan tartışma yaratacak hem de kimsenin bu kadar para vermesi mümkün değilken bu ücretle transfer neden yapılır? Üç gün sonra Hamzaoğlu giderse ne olacak? İşte Bilic gitti ama Mustafa astronomik ücret almaya devam ediyor. Verirsen futbolcu alır tabii ki, futbolcuya ne, sorun alanda değil verende... West Ham, Bilic'e Beşiktaş'tan aldığının çok daha azını ve selefinin aldığının yarı ücretini verdi. Takımın toplam değerini hocaya verilen para belirlemiyor ve kimse de parasını har vurup harman savurmuyor.
Yıllarca yabancı futbolcu kısıtlamasının Türk oyuncuların fiyatını aşırı derecede yükselttiğinden şikâyet eden takımlarının hali de ibretlik. Tanınmış, bilinen futbolcuların fiyatı pahalı geliyor, ama tanınmamış futbolcu tabiri caizse ellerinden patlayacak diye de almaktan korkuyorlar. Çünkü bu devirde dünyanın her yerindeki ligleri ve futbolcuları takip etmek mümkünken bu yapılmamış. İş yine menajerlerin insafına ve şansa kalmış durumda.

R.MADRİD MODELİ FELAKET
Nani
'yi almak finansal bir güç meselesidir. Bu tarz seyirci çekecek, hava yaratacak spektaküler transferler normaldir. Ama ondan yedi-sekiz yaş gencini beşte hatta onda bir fiyata bulup almak, yarın da aldığının çok çok üstüne satabilmektir asıl marifet olan. Türkiye'de başa oynayan takımların maddi durumları hiç de parlak değilken Real Madrid modelini uygulamaya çalışmanın sonu felakettir. Öyle uzak vadede bir felaket de değil, kapıya dayanmış bir finansal çöküş bu. Ajax, geçtiğimiz sezon Galatasaray'ın dörtte biri, Beşiktaş'ın ise üçte iki fiyatına kurulmuş bir takımla oynadı. Yaptığı bütçe ve gelir gider hesapları ona uygundu. Inter ve Milan'ın çöküşü ortada. Borçları, toplam varlıklarının yarısına yaklaştı diye felaket çanları çalmaya başladı. Bizdeki takımların borç ve varlık oranlarına baktığınızda durumun vahametini hiç yazmayayım.

DURUM BÖYLEYKEN...
Bütün yapılar, topluluklar gibi futbolcuların beceri, başarı durumları da normal dağılım eğrisi denen çan eğrisi şeklindedir. Yani sayısal olarak büyük oranda futbolcular beş aşağı beş yukarı birbirine yakındır. Durum böyleyken Beşiktaş'ın Trabzonspor'dan Tolga Zengin'i alması, Trabzonspor'un da eski Beşiktaş kalecisi Hakan'ı transfer etmesi futbol mantığıyla değil sadece Beşiktaş'ın parasal olarak zarara girmesi ve mantık olarak da saçma bir iş yapmasıyla açıklanabilir. Çoğu takımın yaptığı transfer de böyledir zaten.
En iyi ihtimalle eş değer olanı alıyorlar, çoğu zaman da daha fazla paraya daha kötüsü seçiliyor.
Üst düzey bir futbol takımı her futbolcuyu alt yapıdan sağlayamaz. Bütün iyi futbolcu olacakların senin genç takımlarında toplanma ihtimali yoktur. Her yıl alt yapı masraflarını çıkaran bir veya iki oyuncuyu A takıma alabilirsen ne iyi. Bu kadarı yeterlidir. Bizde kısaca genç takım olarak geçen alt yapı tamamen unutulmuş durumda. Özkaynak düzeni diye bu sisteme ad veren Beşiktaş alt yapısı kendi kategorisinde harika bir yıl geçirirken, tek bir gence bile lig maçlarında 1 dakika forma giydirilmedi.
Bu çocuklara şans vermeyecekseniz kapatın gitsin, size de çocuklara da yazık çünkü....