Bugünkü
Takvim
  • 02 Haziran 2020, Salı

Gerçek ve algı kıskacında Türk hakemliği

EVRENSEL kriterleri çiğneme pahasına da olsa futbolumuz 12 Haziran Cuma günü kaldığı yerden devama gün sayıyor. Allah sonumuzu hayreylesin! Mısır ununa bulanmamış hamsi tava, yumrukla bölünmüş baş soğanın eşlik etmediği kuru fasulye ne kadar yavansa, seyircisiz futbol da o kadar keçiboynuzu olacak kuşkusuz, kemir oğlum kemir, ola ki bir tatlı tarafına rasgeliriz!
Neylersin ki, madde her manayı olduğu gibi evrensel olimpiyat ruhunu da sıfır noktasına doğru sürüklemeye kararlı.
Bakmayın siz "Şampiyon biz olacağız" efelenmelerine, çok büyük ve belki çoğu da kurgulanmış hatalarla iflasa mahkum edilen spor kulüpleri için bu şampiyonluk, konkordato ilamlarından önce bir nefes ve umut istasyonu sadece. Ama saf futbolsever için Şampiyonluk elbette ve iyi ki parasal kazanımlardan çok daha fazlası ve çok daha gurur verici. Ve 12 Haziran Cuma 21.45'deki Göztepe- Trabzonspor maçıyla gözler sadece takımlarda olmayacak, belki onlardan çok daha fazla hakem performansları ilgi çekecek.

HAKEM VE GÜVEN DUYGUSU
Ben de içinde olmak üzere, gündemin seyrine göre çok ağır hakem eleştirileri yaptık. Hemen her takım, hakemlerden en büyük zararı kendilerinin çektiği iddiasıyla bu sahipsiz meslek grubu ve temsilcilerine verdi veriştirdi. Sistemin Trabzon alerjisinin akıl almaz karar ve sonuçları ise çoğu kez utanç verici bir tez konusu.
Türkiye futbol düzeninin şeklinin verildiği İstanbul ve onun 3 büyük camiasının hakem yakınmaları, hayatın belirleyicisi ekonomi/politik pencereden her ne kadar tebessüm ettirici sonuçlar doğursa da, şunu biliyoruz ki bu 3 camianın hakem yakınmaları, birbirleriyle şampiyonluk mücadelelerindeki konumlarına göre şekillendi hep. Yani serzenişler bir adalet talebinden çok, rabbena hep bana tekerlemesine gömüldü.
Hakkaniyet düsturundan zerre sapma göstermeden tüketilmiş bir ömür en değerli mirastır.
Bu nedenle en haklı hakem eleştirilerimde bile, hakem arkadaşların cevap verme şanslarının olmamasını içimde bir sancı olarak hissettim hep. Trabzon aleyhine çalınan ya da çalınmayan öyle düdüklere tanıklık ettik ki, "hakem hatası" denemeyecek bu "düşündüren" kararlar sonrası bile hakemleri dinlemek istedim, ama sistem buna da izin vermiyor maalesef. Yaz yaz bitmez bir konu, sadede gelip haddim olmayarak hakem arkadaşlara bir öneride bulunmak isterim.

HAKEM ARKADAŞ;
Kimse bireysel olarak kötü hakemler olduğunuzu söyleyemez. Sizleri kim yetiştirip sahaya sürüyorsa, maşallah hemen hepiniz manken kıvamı vücut hatları ve yüz ifadelerine sahipsiniz. Zahire belki de dünyanın en iyisi sizlersiniz.
Kafanız rahat olduğunda uluslararası arenalarda nasıl başarılı maçlar yönettiğinize de sık sık şahit olduk, oluyoruz.
Misal Cüneyt Çakır özelinde geneli yorumlayalım; Edirne'den öteye şahane performanslar koyarken o maçları "yöneten" olarak, İhsan Türe'nin tanımlamasıyla "buranın horozu benim" duygusunu herkese hissettirirken, Türkiye'ye döndüğünde, misal Emre Belözoğlu'nun oynadığı herhangi bir maçta "horoz" olmaktan kolayca vazgeçip maçı ve durumu "idare eden" adama dönüşmesi izleyen herkesi güvensizlik denizinde boğuyor!
Oysa gördüğünüzü çaldığınıza inanmak isteyen ve bir kez inanınca da sizi asla yargılamayacak milyonlarca futbolsever var. Seyircisiz futbolda, tribün baskısı da olmadan maçlar yöneteceksiniz.
İç sesinizi duydum, evet tabi ki size asıl baskı taraftarlardan değil, üstlerinizden geliyor, biliyoruz.
İnanın hiç bir renk ayrımı olmadan, neticenin sahadaki oyuncu performanslarıyla belirlenmesinden, (günlük/anlık üzüntüler ve sonuçları hariç elbette) uzun vadede hiç bir futbolsever rahatsız olmayacak ve size saygı duyacaktır.

LÜTFEN GÖRDÜĞÜNÜZÜ ÇALIN!
L
ütfen bunu yaparken de hata yapmaktan korkmayın!
Biz futbolseverleri gördüğünüzü çaldığınıza ikna ettiğinizde, anlık öfkeler olsa da uzun vadede kazanan siz ve futbol olacak.
Lütfen kariyerinizi ve karakterinizi birkaç yöneticinizin birkaç kulüp başkanının dönemsel haz ve iktidar arayışlarına kurban vermeyin. Şu ülke şu iklim, yıllardır hiç bir hakeme "gördüğünü çalıyor arkadaş, hata da yapsa kafasında şeytan yok" diyemedi...
Bu yoksulluğun ve bu trajik yoksunluğun tek suçsuzu varsa o da futbolseverdir.
Ne kendinizi ne de futbolseverleri bu sisteme yedirmeyin, kimsenin sizler üzerinden ameliyat yapmasına izin vermeyin. Lütfen!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya