Tabii ki futbolda önemli olan skor tabelasında ne yazdığı. Ancak oyunun ne anlattığı da çok kıymetli. Dün 90 dakika bitiminde tabelada 2-1 yazıyordu.
Ancak oyunun bize anlattığı 4-0'dı.
Okan Buruk döneminin en dominant iç saha oyunlarından birisini izletti bize Galatasaray. Her saniye, her dakika üstünlük kurdular Fenerbahçe'ye.
Ve sonuna kadar hak ettikleri bir galibiyet aldılar.
Maç önü yayınında Galatasaray'ın favori olduğunun net şekilde altını çizdim. Ancak oyunun hiç düşünmemiştim. Bir tarafta ön alan baskısı, yoğun ikili mücadele ve tempo. Yani modern futbol.
Diğer tarafta sürekli öndeki 9'a top şişiren, 3 pas üst üste yapamayan, beklerini oyuna sokamayan bir takım. Yani çağ dışı futbol. Ve bu oyunu 90 dakikanın yüzde 85'inde izledik. Skorun 2-1 olması Fenerbahçe adına minik bir mucize, Galatasaray adına ise büyük şanssızlıktı.
Önce Lille, sonra Fenerbahçe galibiyeti ile Galatasaray fabrika ayarlarına geri döndü. Fenerbahçe ise çok net bir şekilde İsmail Kartal'la bir geleceğini olmadığı gerçeğiyle yüzleşti. Aziz Yıldırım, "Ben varken, Kartal da var" dedi ancak taraftarın sırtını çevirdiği bir teknik adamla ne kadar devam edilir? Yanıtı az, çok belli aslında.
Derbinin çok sayıda özel performansı vardı. Osimhen, Torreira, Davinson, Sallai, Yunus, Lemina, Barış Alper Yılmaz... Ama izninizle Batrakov'a pozitif ayrımcılık yapacağım. Bir ofansif orta saha, tabelayı değiştirmeden oyunu ne kadar değiştirebilir. Zekasıyla tüm rakiplerini nasıl paralize edebilir.
Batrakov işte bunu yaptı, dün gece. Zaten taraftar da maç sonu hakkını verdi. Alkışlar sana çocuk.