AKYAZI'DA maç öncesinde beklenti netti. Avrupa'da oynanan futbola şu anda ülke sınırları içinde en fazla yaklaşan iki takımın buluşmasından tabii ki yüksek seyir keyfi talep ediyorduk. İkinci yarıda biraz tempo düşse de son derece güzel bir futbol akşamı yaşattı bize Trabzonspor ve Beşiktaş. Santra ile birlikte Beşiktaş oyuna çok yüksek seviyeden girdi. Önde baskı, topun hızlı kullanımı ve geri kazanımı ile sanki evinde gibiydi Italiano'nun ekibi. Pozisyonlar da geldi ancak son vuruş gelmedi.
Sanırım maçı izleyen 10 kişiden 9'u golü Beşiktaş'tan beklerken sahneye Ozan Tufan çıktı. Ve Trabzonspor tüm momentumu eline aldı. Golün ardından sanki bir Grand Slam finali izledik. Orta alanlar çabuk geçildi, savunmalar hatalar yaptı. Top bir o kalede, bir diğer kalede derken neredeyse her 3 dakikada bir pozisyon yaşandı.
Ancak tabela aynı kaldı. İkinci devrede tempo düştü, takımlar biraz yoruldu ve daha taktiksel bir oyun ortaya çıktı. Orkun'u mum değil büyük bir el feneriyle arayan Beşiktaş, Vlahovic ve Trossard da beklenti altı kalınca üretimde sıkıntı yaşadı. Ve maçın en kritik anında, bu anlar için doğmuş olan bir adam sahneye çıktı.
Yine en doğru koşuyu attı ve en doğru vuruşu yaptı. Yani yine Salah'ı olan kazandı. Reis ile 2 derbide 2 zafer ve üst üste 4. galibiyet. Sanırım şehirdeki en optimist insan bile böyle bir tabloyu düşlememişti. Beşiktaş'a gelince… Italiano'ya birisinin anlatması gerekiyor. Oyun tabii ki çok çok önemli. Ama bu topraklarda her zaman tabela kazanır. 8 haftada 3 yenilgi ve zirveden 5 puan geride kalınması, sezon başından bu yana övgüler düzdüğümüz Italiano için iyi sinyaller değil ne yazık ki!