Nihat Hatipoğlu

NİHAT HATİPOĞLU

Allah temizi sever

Eklenme Tarihi 4 Mart 2026

İslam'da ibadet için önkoşul bedeni ve elbiseyi temizlemektir. Peygamberimiz (SAV), "Allah güzeldir, güzeli sever; temizdir, temizi sever; durudur, duruluğu sever" buyurmuştur.

İnsan, ruhuyla insandır, bedeniyle değil. Ruhundaki zarafeti ve insani özelliklerini kaybeden kişi vahşileşir, yabanileşir, canavarlaşır. Dikkat edilirse din (ilmihal) kitapları "temizlik" bölümüyle başlar. Biz buna "taharet" demişiz. Çünkü İslam'da birçok ibadete başlamak için önkoşul bedeni ve elbiseyi temizlemektir. Siz abdest almadan, elbisenizi temizlemeden namaz kılamazsınız. Kâbe'yi tavaf edemezsiniz. Bu dış dünyanın temizliği için önkoşuldur. İç âlemin temizliği için de önkoşul, niyettir. Yani sırf Allah rızası için içten O'na yönelmektir. Niyetin yeri ise kalptir. Dil onun tercümanıdır. Kalpte ise takva aranır. Yani arınmak sadece O'nun sevgisini kazanmaktır.

HUZURA KİRLİ ÇIKMAYIN
Hz. Peygamber (SAV) bunu şöyle formüle eder: "Allah güzeldir, güzeli sever. Temizdir, temizi sever. İyidir, iyiyi sever. Durudur, duruluğu sever. Öyleyse evlerinizi temizleyiniz." Mesajlar oldukça belirgindir. Üstünüzü temizleyin, ellerinizi, yüzünüzü, kollarınızı, ayaklarınızı, gözünüzü, ağzınızın içini temizleyin. Nasıl temizleyelim. Suyla yıkayarak, yani gusül ve abdest alarak. Bizim kitaplarımızda yazılan budur. Ama mesele sadece bu mudur? Sanmıyorum. Çünkü "Ellerinizi yıkayın" buyurulurken ellerinizle temiz rızık kazanın denmiş olmuyor mu? Eller, sermaye edinmede mecazi anlam taşır. Ellerimizle ticaret yapar, ellerimizle kazanırız. El emeği deriz ya. İşte günde beş vakit namaz için "Dirseklerinize kadar kollarınızı ellerinizle beraber yıkayın" derken bu anlama işaret edilir. Suyla yıkayın ama kirli ellerle, başkasının hakkını gasp eden, başkasına zulmetmiş ellerle divana (huzura) durmayın demektedir aslında. Yüzünüzü yıkayın derken de anlatılan budur. Allah'ın huzuruna varabilecek temiz bir yüzle divana durun. Ayaklarınızı yıkayın derken de anlam aynıdır aslında; harama gitmemiş, zulme koşturmamış, zalime dayanak olmamış bir sabit ayakla huzura varın.

RESUL'ÜN UYGULAMALARI
Hz. Peygamber'in (SAV) bu konudaki uygulamaları şöyledir: Saçını tarardı. Güzel koku sürünürdü. Her ibadet öncesi veya her uykudan kalktıktan sonra dişini temizlerdi. Temiz elbise giyerdi. Secde ettiği yerin temiz olmasına dikkat ederdi. Sürekli Cebrail'le (AS) görüştüğünden veya insanlarla muhatap olduğundan dolayı çiğ soğan yemezdi. Cuma günü yıkanmayı (guslü) emrederdi. Koltuk altını ve diğer bölgelerdeki kılları gidermeyi emrederdi. Tırnaklarını uzatmaz, kısa kestirirdi. Yerdeki kalıntıları, çöpleri kaldırmayı emreder, hatta ibadet olduğunu söylerdi. İnsanların geçişini engelleyecek şekilde yol üzerinde oturmayı yasaklardı. Akarsuya abdest dökmeyi men ederdi. Yolculuk esnasında gölgeliklerde, ağaç altlarında abdest dökmeyi yasaklardı. Camide yer ayırtmayı yasaklardı. Kim erken gelirse en ön safta oturma hakkına sahipti. Camide insanların övülmesini veya yerilmesini (kişilik haklarına tecavüzü) yasaklardı. Camide ticaret yapmayı yasaklardı. "Camiler çalıntı-buluntu yeri değil, Allah'ı anma yeridir" buyururdu. En tabii bir fiziksel ihtiyaç olan hapşırmayı bile Allah'a hamdetmek ve karşılıklı dua için vesile bilirdi. Hapşırana "Elhamdülillah de" buyururdu. Bu sözcüğü duyana ise "Yerhamukellah (Allah sana merhamet etsin, seni bağışlasın) de" buyururdu.

BÜYÜKLERİN DUALARI

Hz. Ömer'İn duası
ALLAH'IM! Beni izzetinle ansızın yakalamandan yahut gaflette bırakmandan veya gafillerden kılmandan sana sığınırım. Allah'ım! Benim amelimi salih kıl, kendin için onu halis kıl ve başkası için onda hisse koyma. Allah'ım! Beni iyiler arasında öldür, beni kötülerden kılma, beni ateş azabından koru. Beni, iyiler arasına kat. Allah'ım! Bana sağlık ver ve beni bağışla. Allah'ım! Bana kendi yolunda şehit düşmeyi ve Peygamber'inin şehrinde vefat etmeyi nasip eyle.

BİR AYET
"Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah'a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah'a şükredin." (Bakara, 172)

SORU-CEVAP

Zina eden dinden çıkar mı?

Bir hadiste, "Bir Müslüman imanlı olduğu halde zina etmez" tarzında bir ifade yer alır. Bu nedenle bazı âlimler, "Kişi zina ederken imanı kendisini terk eder" derler. Çünkü iman ile zina bir arada bulunamaz. Bazı âlimler ise bu hadisi, gerçek bir imanla iman etmiş olsaydı, zina edemezdi tarzında değerlendirmiştir. Neticede; zinayı meşru saymadıkça, zina eden dinden çıkmaz. Ama büyük günah işlemiş olur.

Çocuğumun doğum gününü kutlamamda bir sakınca var mı?

Çocuğunuzun doğum gününde meşru dairede eğlenmek, başka kültür ve dinlere benzemeye çalışmaksızın kutlama yapmak sakıncalı değildir. Bu kültürel bir olgudur. Böyle bakmak lazım.

Evde otururken kıbleye karşı ayağımı uzatmaktan utanıyorum. Uzatırsam yanlış mı yapmış olurum?

Saygısızlık kastı olmaksızın ayaklarınızı kıbleye doğru uzatmanızda bir sakınca yoktur. Tabii ki sizin hassasiyetiniz de saygındır.