CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Sürekli telefonu kontrol etme hastalığı

Eklenme Tarihi 04 Ağustos 2026

Eskiden insanlar "Acaba kapıyı kilitledim mi?" diye geri dönerdi. Şimdi ise kapıyı kilitlediğinden eminsin ama yine de telefonu açıp bakıyorsun. Neye baktığını bilmiyorsun. Sadece bakıyorsun. Çünkü belki bir şey olmuştur.

Telefon artık bir iletişim aracı değil. Küçük boyutlu bir "Ya hayat benden habersiz ilerliyorsa?" cihazı. Bildirim gelmemiştir. Ama sen yine de ekranı açarsın. Çünkü telefonu değil, ihtimali kontrol ediyorsundur. Belki biri yazmıştır. Belki yeni bir video düşmüştür. Belki dünyada çok önemli bir şey olmuştur ve bunu ilk öğrenen sen olacaksındır. Sonuç? Aynı uygulamaları beş dakika önce gördüğün sırayla tekrar açarsın. En ilginç kısmı da şu: Telefonu cebinden çıkarırken bilinçli değilsin.

El kendi kararını veriyor. Bir anda elinde telefon beliriyor. "Ben bunu ne ara aldım?" diye düşünürken kendini Instagram'da üçüncü Reels videosunda buluyorsun. Bazen telefonu sadece saate bakmak için açarsın. İki dakika sonra kendine gelirsin. Hava durumuna bakmışsın, üç haber okumuşsun, bir arkadaşının tatil fotoğraflarını incelemişsin. Sonra tekrar saate bakarsın. Çünkü asıl görevini unutmuşsundur.

Daha komiği, telefonu elinde arayan insanlar var. Elinde telefonla "Telefonumu gören oldu mu?" diye panikle dolaşan kişi, teknolojinin değil reflekslerin kurbanıdır. Asansörde, otobüs durağında, market kasasında... Beş saniyelik boşluk oluşunca insanın eli otomatik olarak telefona gider. Eskiden insanlar tavandaki çatlağa bakardı. Şimdi boş kalmamak için ekrana bakıyor. Can sıkıntısı artık yaşanmıyor; daha oluşmadan ekran tarafından ortadan kaldırılıyor.

Telefonun pili yüzde 2'ye düşünce yaşanan panik de bambaşka bir psikoloji. Sanki oksijen tüpünün göstergesi azalmış gibi davranıyoruz. Şarj aleti görünce hissettiğimiz mutluluk, çölde su bulan kâşiflere yaklaşmış durumda. İşin en ironik tarafı ise telefonu açıp kapattıktan sonra "Ben neye bakacaktım?" diye düşünmek. O kadar çok kontrol ediyoruz ki artık kontrol etme sebebimizi bile unutuyoruz.

Belki de modern insanın en sık kullandığı cümle şu: "Bir bakıp çıkacağım." Tarih ise gösteriyor ki o cümleden sonra geçen süreyle gerçek süre arasında, bilim insanlarının hâlâ açıklayamadığı gizemli bir zaman farkı bulunuyor.

BUNU BİLİYOR MUYDUN?

Yüksek sesli horlama davası (İngiltere, 2025): Bir adam, komşusunun horlamasının kendi yaşam kalitesini düşürdüğünü iddia ederek dava açtı.
Mahkeme, horlamanın "Aşırı gürültü" olup olmadığını değerlendirirken, horlamanın tıbbi bir durum olabileceğini ve komşunun horlamayı kontrol edemeyebileceğini dikkate aldı.

TESPİTLİ YORUM

@hepkirildi Birine bi şey anlatırken cümlenin ortasında pişman olup devamını nasıl anlatmayabilirim acaba diye düşünüyorum bir yandan da...

GülüYorum

@gok_tga Kendinizi çok rezil hissederseniz 2018'de diş dolgularından sonra ağzımın uyuşuk olduğunu unutup tramvayda su içtiğimi ve suyun yere dökülüp herkes tarafından engelli sanılıp otutturulduğumu "Ben engelli değilim" demeye çalışırken bir amcanın "Değilsin kızım" tesellisini hatırlayın...