CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

“Sensiz ben nefes alamam” sendromu

Eklenme Tarihi 03 Şubat 2018
Hemen hemen herkes hayatında bir kez olsun birini sevmiştir. Sevgiden gözü dönmüş insanların kurduğu ortak bir cümle vardır. "Ben sensiz yapamam." Hatta bazılarımız işi ilerleterek Emrah'a bağlayıp "Sensiz ben nefes alamam" derler.
Ve sonuç; ayrılık.
Ayrılık sonrasında kendimizi kahretmek hobilerimiz arasında. Hayatımızı sorgulamaya başlarız, kendimizi eve kapatırız, depresif müzikler dinleriz, her şeyden nefret ederiz... Herkes bu aşamada farklı tepkiler verse de hissedilen acı hemen hemen aynıdır. Peki bu " Sensiz ben nefes alamam" sendromu nasıl atlatılır?
Öncelikle ilişkinizi kafanızda değerlendirin.
- Bu ilişkiye ne kadar emek verdim?
- İlişkiyi geldiği noktaya kadar kim yürüttü?
- Şu an üzülme sebebim ilişkimin bitmesi mi yoksa hayatıma koyduğum şeyin boşluğu nasıl kapatırım derdi mi?
Eğer ayrılık sonrası ağlayan sizseniz, muhtemelen ilişkiye en çok emek veren de sizsinizdir. Peki karşınızdaki kişi sizi ne kadar hak ediyor? Hayır, hak etmiyor.

DEPRESİF MÜZİKLER DİNLEYİN
Evet, evet doğru okudunuz. Depresif müzikler dinlemeyin diyenleri, dinlemeyin.
Canınızı yakan ne kadar şarkı varsa, size onu ne hatırlatacaksa dinleyin. Tüm anılarınızı düşünün. Mutlu olduğunuz anları.
Ağlayın, zırlayın.

KENDİNİZİ EVE KAPATIN
Evet bu da doğru. Kendinizi yapabilirseniz eve kapatın. Yapamıyorsanız, mümkün olduğunca az çıkın. Battaniyenizin altında oturup müziklerinizi dinleyebilir, böğüre böğüre ağlayabilirsiniz.

HALİNİZE ACIYIN
Kendinize bir bakın. Aynanın karşısına geçip halinizi görün. Sizi bu hale getiren şey sadece hayatınızdan birinin çıkması...
Acıdınız mı? Evet, güzel. En dibe çökmeye devam edin.

AMA UNUTMAYIN SİZ BİR ANKA KUŞU'SUNUZ...
Küllerinizden yeniden doğmanız için önce yanmanız gerek. Dibe çökmeden asla düzlüğe çıkamazsınız. Ağlamayın diyenler hiçbir şey bilmiyor. Slow müzik dinlemeyin diyenlerin bilmediği kadar hem de... Çıkın gezin diyenlerin de geri kalır yanı yok. Tüm bunları yapsanız da hayatınızda her zaman çekmeye fırsat bulamadığınız bir acı, yarım kalmış bir masal gibi hep aklınızda kalacak.
Bugün olmazsa yarın hatırlayacaksınız. O yüzden acınızı yaşayın. Ağlayın, yıpranın, tükendiğinizi sanana kadar devam edin.
Ama son olarak şunu bilin;

KİMSE GÖZYAŞLARINIZA DEĞMEZ!
Bunu kafanıza not edin. Kimse bir damla gözyaşınıza değmez. İnsanlar ölen anababalarının, kardeşlerinin ve evlatlarının arkasından bile 2 ay ağlıyor. Dinmeyecek acı yoktur. Bunu atlatabileceğinizi kafanızın köşesine yazın. Ne kadar güçlü olduğunuzu hatırlayın. Sizi ağlatacak, yıkacak şey birinin gidişi olabilir mi? Bu kadar basit midir sizi yıkmak? Hayır!
Döktüğünüz gözyaşları size ne kazandırdı? Peki ya sizin çektiğiniz acıları "o" da çekti mi? O da ağladı mı günlerce?
O umursadı mı bu kadar? Siz hayatınızı mahvederken o da mı yemeden içmeden kesildi? Bakın, mutlu değil mi? Belki başkasıyla, belki de kimse olmadan daha mutlu. Ama mutlu! Mutsuz olsa yanınızda olurdu. Artık siz "sevgi" lafına yakışan ama bir karaktersizden darbe yemiş birisiniz. Tecrübe sahibisiniz. Eskisinden de güçlüsünüz. Ve hayatınıza girecek "doğru kişi"yi beklemeye hazırsınız.
kizlarsoruyor.com/ İamEdylineBitches

​SAHİBİNE HASTA BAKICILIK YAPAN AYI…

Yılladır bakıp büyüttüğü ayısı en büyük destekçisi oldu. Bu ayı her eve lazım…
Moskova'da yaşayan Oleg, Yasha adlı ayıya bebekliğinden beri bakıp eğitiyor.
Oleg bir gün sirkte kaza geçirip her iki bacağını da kırıyor. Bu olaydan sonra en büyük destekçisi yıllardır bakıp büyüttüğü ayısı oluyor.
Yasha, tekerlekli sandalyeye mahkum olan sahibini arkadan ittirerek gezdiriyor.
Gideceği yere kadar bırakıyor. Sahibi de onu mükafatlandırmayı unutmuyor.

VİTES
Son model bir Ferrari otobanda süratli bir şekilde ilerlerken, yanından daha hızlı bir şekilde bir Anadol geçmiş. Sürücü şaşkın bir şekilde onu izlemiş, ama Anadol çok kısa bir süre içinde gözden kaybolmuş.
Bir süre gittikten sonra, yol kenarında Anadol şoförünün aracın altında uğraştığını görmüş. İçinden "O araçla o kadar hızlı gidersen, böyle yolda kalırsın işte!" diyerek yola devam etmiş. Birkaç dakika sonra aynı Anadol, arkadan yetişmiş ve çok hızlı bir şekilde Ferrari'yi sollayıp geçmiş.
Arkada kalan Ferrari'nin sürücüsü hayret ve şaşkınlık içinde bakakalmış. Bir süre gittikten sonra, Anadol'u yol kenarında görmüş. Anadol'un sürücüsü yine aracın altında uğraşıyormuş. Ferrari sürücüsü, "Oh olsun sana!" diyerek, tam gaz yola devam etmiş.
On dakika ya olmuş, ya olmamış, aynı Anadol yine arkadan yetişmiş ve tam gaz giden Ferrari'yi sollayıp geçmiş. Ferrari sürücüsü arkadan yetişmek için gazlamış, ama Anadol gözden kaybolmuş.
"Yahu bu nasıl olur?" diye düşüne düşüne giderken, Anadol'u yine yol kenarında görmüş ve sürücüsü de aracın altında bir şeyler yapıyormuş. Ferrari sürücüsü arabayı durdurup Anadol'un altında uğraşan adamın yanına gelmiş:
– Kolay gelsin.
– Sağol, teşekkür ederim.
– Madem sürekli arıza yapıyor, neden hızlı gitmeye çalışıyorsun? Bu arabanın bir limiti var, sen de o limite uyarsan hiç bir sorun çıkmaz.
– Yok be kardeş, arabanın problemi hızlı gitmem falan değil, sabahtan beri uğraşıyorum; nedense bu mereti bir türlü ikinci vitese geçiremedim!