CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Restoranttaki bizler

Eklenme Tarihi 05 Ağustos 2016
Orijinal bir milletiz. Bazı şeyler var ki yalnızca bize özel. Nitekim restoranda da kendimizi göstermesini biliyoruz. Birbirimize çaktırmasak da, gelin kabul edelim, hepimiz zaman zaman bunları yapıyoruz.
* Menüye uzun uzun bakıp yalnızca çay istiyorsa... Öğrencilik zamanından kodlarımıza işlenen bir gerçektir bu. Bir ümit bakılır latte'ye, espresso'ya fiyatların yüksekliği görülünce, kısık sesle çay istenir.
* Karşısındakinin söylediği yemeğe iştahla bakıyorsa... Bakın bu bir dramdır. Herkes aynı yemeği sipariş ettiyse her şey yolundadır; ama karşındaki farklı bir şey yiyorsa kesin canın ister.
* Cam olan bir şeyin, plastik olan bir şeyden daha pahalı olduğunu biliyorsa...
* Şehrin en lüks restoranında dahi olsanız yan masadan "Çok açız biraz çabuk gelebilir mi?" cümlesi duyuluyorsa... Gelmez, gelmez, gelmez, o yemek gelmez. Doğanın kanunu bu.
* "O kadar para vereceğiz bari doyalım" deyip 1,5 İskender söylüyorsa... Tabak bitince hangisi midede 'doydum' hissi verecekse o olur. Bu da çoğunlukla makarna, dürüm gibi karbonhidrat ağırlıklı seçenekler olur. Aynı zamanda 1 porsiyonu için çok para veriyorsa bari tam doyayım deyip porsiyonu buçuğa çıkartır.
* Menüden seçerken "Aynısını evde 5 liraya yaparım ben bunun" şeklinde bir klişeyi doğaya bırakıyorsa... Evde otururken "Hadi bir Fettucini Alfredo yapayım" demezsin, belki hiçbir zaman mutfakta kıymalı makarnadan öteye gitmeyeceğini de bilirsin; ama yine de restoranda o makarnayı yemezsin.
* Farklı yemek ve gözü doyurmak için 8 kişinin hepsi farklı yemek sipariş ediyorsa ya da... Biz çeşit severiz. Bu yüzden bir mekana gittiğinizde masadaki kişi sayısı kadar çeşit yemek söylenip bölüşmeyi severiz. Böylece İskender, lahmacun ve beytiyi bir arada yiyebiliriz. Çeşit iyidir.
* Bütün masa "Aynısından" nidası eşliğinde aynı yemeği söylüyorsa... Bir de böyle bir şey vardır. Çeşit severiz sevmesine ama karar verme konusunda da dünya yıldızı değiliz. O yüzden masanın önde gelen ismi ne söylüyorsa, geri kalanlar olarak "Aynısından" diyerek ona eşlik ederiz.
* Uzak Doğu mutfağında bile "Abi sen bana az nigiri ver, ortaya da maki yap" diyesi geliyorsa...
Bakın bu sadece bizde var. Dünya çapında "az" diye bir porsiyon yok, başka bir yerde böyle bir orijinallik göremezsiniz.
* Deprem olsa, yer yıkılsa bile çay içmeden mekandan ayrılmıyorsa... Bak bu önemli. Bizde yazılı olmayan kurallar vardır. Yemek bitti mi, "Çay içer misin abim?" diye sorulur; çünkü çay, restoran menüsünün isimsiz kahramanıdır.
* İçim ısınsın diyerek istediği çorbayla bir fırın ekmek yiyorsa... Hani bir hikaye vardır; iki öğrenci lokantaya gider, bir çorba ve bolca ekmek söyler.
Bir çorbayla artık kaç tane ekmek yedilerse hesap kısmında lokanta sahibi "Siz ekmekleri ödeyin, çorba bizden olsun" der. İşte o hesap, ekmeksiz çorbaya çorba, yemeğe yemek demeyiz biz.
* Sosunun ne olduğundan bağımsız ağzından "Sosu bol olsun abim" cümlesi çıkıyorsa... Ne sosu olduğu önemli değil; ister çikolata sos olsun, ister pesto. Sipariş ettiğin her ne ise üstündeki sosu bol olsun istersin. Mantıysa yoğurdu salçası, makarnaysa parmesanı, tavuksa kreması bol olmalıdır; çünkü sen o yemeğe çok para dökmüşsündür.
* Yapacağı bütün seçimler daha 'etli'den yana oluyorsa... Kahvaltı ya da akşam yemeği fark etmez, eğer hazır menüler arasından seçim yapılacaksa fiyat/ performans oranı en yüksek olanı seçilir. Mesela ana yemekte tavuk, et ve balık gibi seçenekler varsa ve ücret değişmiyorsa pahalı olan seçilir. Çünkü verilen paradan maksimum düzeyde yararlanılmalıdır.
* Hesabı istemeden önce o malum "Garson hesap" hareketini mutlaka yapıyorsa... Bir gün bir garson hesap isteme hareketi yapan birinin parmaklarını kıracak ama hadi bakalım.
* Bahşiş bıraktıktan sonra, sanki az önce mekanı satın almış gibi yürüyorsa... O da bıraktıysa tabii.
Yan masada bizden biri var demektir .
Alıntı: yemek.com

BOYNUZ
Adam karısıyla hayvanat bahçesine gider.
Aslanların kafesinin önünden geçerken bakarlar aslanlar yok bakıcıya sorarlar.
- Onların sex saati 5 saatten önce çıkmazlar.
Kadın, adama imalı döner;
- Duydun mu?
Adam sıkılarak;
- Tamam tamam duydum.
Devam ederler geyiklerin kafesinin önüne gelirler bakarlar geyiklerde yok bakıcıya sorarlar.
- Onların sex saati yeni girdiler iki dakikaya çıkarlar.
Adam, kadına döner;
- Duydun mu?
- Duydum duydum ama sende geyikteki boynuzları gördün mü?

TÜRBÜLANS
Fırtına felaket. Uçak öyle bir türbülansa girmiş ki, her yer zangır zangır sallanıyor. Korkudan sapsarı olmuş yolcu, bakmış yanında bir rahip oturuyor;
-"Bir şeyler yapsanıza peder" demiş, yalvarır gibi. Rahip istifini bozmadan cevap vermiş;
- "Ben yönetimde değil, pazarlamadayım."


AlkışlıYorum
* Eltim, 17 yaşındaki kızına "Ben senin yaşındayken evliydim. Üstelik sadece babana değil, bütün sülalesine bakıyordum. Sen yatağını toplamaktan bile acizsin!" diye bağırdıktan sonra, aldığı cevapla geçici olarak servis dışı kalmıştır: "O senin salaklığın bir kere!"

* "Ağzımın suyu aktı." dedikleri böyle bir şey olsa gerek. Üç keredir küçük oğlumu severken üzerine salyam akıyor. Artık nasıl bir iştahla seviyorsam?