CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Gribin tribi!

Eklenme Tarihi 27 Ocak 2018
Her sene kış aylarında ortaya çıkan eskiden sadece nezle deyip geçtiğimiz ama şimdilerde yatak döşek kıvrandıran şeydir grip... Bir zombi gibi ofis ortamında virüslü muamelesi görüp, insanı elinde koca rulo tuvalet kağıdı ile dolaştıran hastalıktır.
Artık koyacak hayvan isimleri bulunmadığından kimya formülü gibi isimler konuyor. Misal son zamanlardaki h3n2 grip salgını gibi. Yakında bulmacalarda çıkarsa şaşırmayın; "Soldan sağa bir grip salgını" diye...Bilinen bir gerçek vardır ki "İlaçla 1 haftada, ilaçsız yedi günde geçer!"
Grip olan arkadaşların klasik replikleri vardır. Olmazsa olmaz.
"Bu kadar sümük mü olur" (Burnunu sildikten sonra mendile bakan bir millet olduğumuzu unutmayalım...)
"Nefes alamıyoruuum" (Öyleyse varım.)
"Yav arkadaş, bir insanın burnu nasıl bu kadar çok akabilir?" (Hayrat çeşmesi yaptırmayı düşünürsün.)
"Bundan sonra su içerken suyun tadını hissederek, zevk alarak içeceğim." (Griple gelen boğaz ağrısı kötüdür.)
"Sigarayı bırakacağım artık, bu son paketim." (Hastalık psikolojisiyle söylenen klasik laf olup, havada kalmaya mahkumdur. Geçici bir ara verilir, sonra biraz iyileşince kaldığın yerden devam edilir.)
Enteresan hareketler bunlar.
Bir de hasta olduktan sonra mizahçı bir millet olduğumuz için grip kafası ile yaptığımız enterestink hareketler vardır. "Ne oldu hasta mısın?" sorusuna cevap olarak, "Ben susayım burun konuşsun" dedikten sonra, burundan uzunca bir nefes alarak "Fıyyyyyt" diye düdük sesi çıkarmak... Tuvalet kağıtlarına sarılıp uyumak. Çevrendeki insanlara "Öpeyim mi?" diyerek yaklaşmak... Burnun sümük değil bildiğin su akıtan deliklerini peçete yardımıyla tıkayıp hayata devam etmek. Bariyerleri değiştirme aşaması biraz iğrenç oluyor, onun dışında mis! Kısılmış sesle pilot taklidi yapmak.
Tabii bunun fantastik olup olmadığı tartışılır ama güldürüyor.
Tat alma duyusunu test etmek için olabildiğince acı bir biberi ısırmak.
Tavsiye ettiklerim:
Gribin Polyanna tarafı da var. Mesela, eve gelen misafir grubuyla hastalık bahanesiyle muhatap olmamak... Evde nazını çekecek varsa, birikmiş şımarıklığı kullanmak. O ilgiyle manen iyileştiğimiz de doğrudur.

​KORUMA
Arkadaşımız Remzi Yıldırım'ın paylaştığı bir fıkra.
Bir gün bir bara koruma aranıyormuş gazeteye ilan vermişler. Adamın biri ilanı okumuş bara girdiği gibi bardan birini tutup bir güzel dövmüş. Sonra içeridekilere;
"Koruma istiyormuşsunuz nasılım beni beğendiniz mi" demiş.
"İyisin ama seni patronun görmesi lazım" demiş garson.
Adam da "Patron nerde peki" diye sorunca garson yanıtlamış:
"Biraz önce dövdüğünüz kişi."

​TELEVİZYON
İdris, Temel'e "Temel sen çok güzel kemençe çalaysun.
Televizyona çık" demiş. İdris ile Niyazi bir gün Temel'in evine gitmişler. Pencereden Temel'e bakmışlar bir de ne görseler iyi.
Temel televizyonun üzerine çıkmış kemençe çalıyor!