Borç isteyen insanın içinde, o ana kadar varlığından haberdar olmadığınız büyük bir tiyatro sanatçısı vardır.
Normalde size "Naber?" diye mesaj atan adam, paraya ihtiyacı olduğunda bir anda Shakespeare tiradına başlar:
"Kardeşim, inan senden istemek benim için çok zor. Hayatımda kimseden böyle bir şey istemedim."
Zaten herkes hayatında ilk kez sizden borç istiyordur. Türkiye'de borç alanların tamamı ilk borcunu aynı kişiden alıyor gibi bir sistem var.
Ardından trajedinin ikinci perdesi gelir. "Pazartesi kesin hesabında." Buradaki "kesin" kelimesi çok önemlidir.
Çünkü borç dünyasında "kesin", gerçek hayattaki "belki"den bile daha güvensizdir.
"Ayın 15'inde maaş yatıyor","Bir yerden ödeme bekliyorum", "Zaten para gelecek" gibi cümlelerle size küçük çaplı bir ekonomik kalkınma programı sunar.
Dinlerken insan "Ben buna borç vermeyeyim, yatırım yapayım" diye düşünüyor.
Parayı gönderirsiniz. Ve Shakespeare ölür. Yerine Charlie Chaplin gelir. Mesajlara cevap yok. Telefon sessizde.
WhatsApp'ta çevrim içi ama sizin konuşma pencerenizde internet çekmiyor. Instagram'da hikâye atıyor, sizin "Kardeşim, bizim para ne oldu?" mesajınız üç gündür tek tik ruhuyla bekliyor.
Bir de borcu hatırlattığınızda şaşıranlar vardır: "Aaa, evet ya!" Aaa, evet ya ne?
Beraber Çanakkale'de gömdüğümüz defineyi mi hatırladın?
Daha 20 gün önce o parayı isterken sesin titriyordu.
Şimdi sanki geçen yaz bende şemsiyeni unutmuşsun gibi davranıyorsun.
Bazıları da borcunu ödemek yerine size hayatındaki bütün ekonomik gelişmeleri anlatır: "Bu ay araba masraf çıkardı, çocuk okul, kredi kartı geldi, kombi bozuldu…"
Bir noktadan sonra siz alacaklı değil, aile bütçesi danışmanı olursunuz. Adam size para ödemiyor ama aylık faaliyet raporu sunuyor.
En enteresanı da borçlunun sizden daha rahat olmasıdır.
Siz kendi paranızı isterken utanırsınız: "Ya kusura bakma, rahatsız ediyorum ama…"
Niye kusura bakıyorsun?
Para senin.
Fakat sistem öyle bir tersine dönmüştür ki borcu isteyen mahcup, borcu ödemeyen özgüvenlidir. Siz "Müsait olduğunda gönderebilir misin?" dersiniz, adam "Halledeceğiz kardeşim, sıkıntı yapma" der.
Bir de sizi sakinleştiriyor.
Sonra bakarsınız, tatile gitmiş.
Masada serpme kahvaltı, altında "Hayat kısa, anı yaşa."
Tabii yaşa kardeşim. Anı sen yaşa, taksitini ben yaşıyorum.
Borç isterken Hamlet olan insanların geri ödeme zamanı geldiğinde sessiz sinemaya geçmesinin temel kuralı budur: Para lazımken kelime hazinesi genişler, para geri istenince iletişim becerileri çöker.
O yüzden bazı dostlukların gerçek testi zor günler değil, borcun vadesidir.
Çünkü insanı para istemesi değil, geri verirken kim olduğu anlatır.
BUNU BİLİYOR MUYDUN?
Geçtiğimiz yıl, üst düzey bir ABD istihbarat görevlisi, helikopterle yaptığı bir görev sırasında gizemli turuncu bir küreyle karşılaştı. Nesne, helikoptere 10 feet kadar yaklaştı, ikiye bölündü ve rota değiştirdi.
Görevli, notlarında bu gözlemler karşısında "kelimenin tam anlamıyla dilsiz kaldıklarını" yazdı. Bu olay da hükümet tarafından yayımlanan yeni UFO belgeleri arasında yer alıyor...
TESPİTLİ YORUM
@chesamra Sabahları 3 şeyden nefret ediyorum: Çok konuşan insanlar. İnsanlar. Sabahlar.
GülüYorum
@Rawmygod Pazarcı 8 mısır 100 diyor. "4 tane alabilir miyim? 8 taneyi bitiremem." dedim. Abinin biri geldi, "Çok dinliyorsunuz bu diyetisyenleri, 8 tane al, haşla haşla ye." dedi.
Yemin ederim tüm karar ve sorgulama mekanizmam çöktü. Ne dediyse yaptım. 3 gündür sabah akşam mısır yiyorum...