İşte bunlardan birkaç örnek:
"Şu Aralar Elim Biraz Sıkışık"Elini nereye sıkıştırdığı belli değildir.
Bakarsınız arabayı yenilemiştir, ancak size olan üç kuruşluk borca gelince ipe un serer.
"Ben Sana O Parayı Ödedim Diye Hatırlıyorum Ama..."İşte bu yüzsüzlükte son noktadır. Ödedim deyip kurtarmaya çalışır.
"Sıkıntı Yok. Haftaya Paran Elinde"Haftaya parayı almaya gittiğinizde randevuyu bir hafta sonrasına erteler.
"Yuh! Benim Borç Kesinlikle Bu Kadar Değildi"Ödemediği gibi sizi yalancı konumuna sokar. Miktarı azaltmaya çalışır. Hafızasını yitirmiştir sanki.
"Bir Yerden Toplu Para Bekliyorum. Gelsin Ödeyeceğim"Bir yerden gelecek toplu paranın geleceği o bir yer hayal alemlerindedir. Paranın üzerine soğuk su içmekte fayda vardır.
"Ağbi, Ben de Tam Seni Arıyordum"Kim bilir ne küfürler etmiştir adınızı telefon ekranında gördüğünde.
"Kaçmıyoruz Ya, Ödeyeceğiz Elbet"Kaçtı.
"Maaşı Alır Almaz Hemen Ödeyeceğim, Söz"O maaş hiç alınmaz.
"Tam Sana Parayı Ödemeye Geliyordum, Yolda Çaldırdım Yav"Canın sağ olsun denir. Ne gelir elden başka?
"Cenazemiz Vardı, Aklımdan Çıkmış. Kayınpeder Sizlere Ömür"Aynı kayınpeder bir önceki borçta da ölmüştü.
"Ağbi Benim de Alacaklarımı Ödemediler. Yoksa Paran Çoktan Elindeydi"Alacağı falan yoktur. Bahsettiği adamlar borç taktığı diğer adamlardır.
"Ağbi Ben Seni Sonra Arayayım, Şarjım Bitiyor"Saf gibi beklemeyin aramasını.
"Şu An Şehir Dışındayım. Dönünce İlk İş Ödeyeceğim" Şehir dışında falan değil. Evinde yatıyor eleman.
"Kalbimi Kırıyorsun. Benim Ne Zaman Borç Takıp Kaçtığım Görülmüş?" Tabii ki, her zaman.
haberself.com
HIYAR
Adamın biri adını değiştirmek için mahkemeye başvurmuş.
Hakim sormuş:
-Adın ne?
Adam cevap verir:
-Ahmet Hıyar , efendim...
Hakim:
-İsim değişikliği istemekte haklısın evladım...Peki yerine ne istiyorsun?
Adam:
-Mehmet Hıyar....
AlkışlıYorum
Gece, geçirdiği trafik kazası sebebiyle acile getirilen hastanın yakınları odaya doluşmuşlar. Kontrole gelen doktor hemşirelere dönerek "Hastayı gözleme alın" deyip odadan çıkıyor. Peşinden bütün hasta yakınları da odayı boşaltıyor. Hastayla ilgilenmeye başlıyoruz. Aradan on beş dakika geçiyor, odanın kapısı aralanıyor. Hasta yakınlarından biri elinde sıcacık bir gözlemeyle odaya girip usulca hemşireye yaklaşıyor: "Doktor bey gözleme alın dediydi, bunu nereye bırakayım? Siz mi yedirirsiniz anası mı gelip yedirsin?"