Lütfi Albayrak

LÜTFİ ALBAYRAK

Bayramlarda evin kızı olmak

Eklenme Tarihi 1 Temmuz 2023

Bayram öncesi hazırlığında kimse senin yeteneklerine bakmaz.
Üzerine bir de karton gibi baklava yufkaları da açtığın için azarlanırsın.
Gerçekten çok başarısız dolmalar sarmanı görmelerine rağmen önüne bir tencere, bir kavanoz da yaprak koyarlar. Bir de sarma hızından sürekli şikayet ederler.
Bayram sabahı kahvaltı sofrası hazırlama görevi omuzlarına yüklenmiştir. Uykulu suratınla zeytin tabağı doldururken, erkek kardeşinin yardım etmesine de izin vermezler.
Odanda 5 dakika bile oturmanı kimse kabul edemezler. Seni yabanilikle, aileni sevmemekle suçlarlar.
Sanki başka kimsenin eli tutmuyormuş gibi sürekli senden çay dağıtman ve boşları toplaman beklenir. Hele evden bir erkek falan çay dağıtıyorsa akrabalar hemen "Kızım ayıptır kalk." demeye başlar.
Seni gören herkes "Var mı birileri?", "Evlilik ne zaman?" sorularıyla başının etini yemeye başlarlar. Adeta teyzeler, evlilik ve çay bardakları üçgenine sıkışırsın.
Eve girip yeni oturan misafirlere kolonya tutma görevi yine sendedir.
Kolonya şişesi adeta eline yapılmış durumda gezersin.
Bayram ziyaretine gelen her çocuğu odaya toplayıp bakıcılık yapma görevi sendedir. Hele de bu çocukların sayıları sürekli artıyorsa odanda orta çaplı bir kreş kurulur.
Odandan çıkmanı gerektirecek herhangi bir şey olmasa dahi sürekli "Kızım üstünü giy, bayram bugün." şeklinde darlamalar başlar.
El öpmemek mümkün mü? Sevip sevmediğiniz herkesin elini otomatiğe bağlamış gibi öpmek zorundasınızdır. Ara sıra el-yüz yıkamakta fayda var.
Gece geç saate kadar kalkmayan misafirlere esneyerek mesaj verme görevi de sendedir.
"Esnesene!" bakışlarını gördüğün an göreve başlarsın.

BAYRAMDA MURPHY KANUNU
Misafir hep annen ve baban bayram gezmesine çıktığında gelir.
Kapı çaldığında evde yokuz numarası yaparken illa evden bi ses çıkar.
Benim delikten bakacakken kapıya kafa atmışlığım bile var mesela.
Evde misafir varken kapı çalar ve çalan kesin şekerci çocuklardır.
Açmak durumunda kalırsın, evde yokuz numarası yemez bu anda. O yüzden şeker toplayan çocuklara tavsiye, evlere misafir giriyor mu girmiyor mu dikkat edin, giriyorsa tamamdır şeker garanti.
Tam "oh odamda unutuldum ne güzel" derken "oğlum/kızım misafirlerin bayramını kutlasana" sesini duyarsın.
'Bıyımınıs kıtlı ılsınnn' diyip hızla odaya çekilmece.
En uğraşamayacağın anda misafirin çocuğu gelir, getirilir.
'Anne yapma nolur getirme' yalvarmaları boşunadır...
Misafirlikte uzatılan şekerliğin içinden en kötü şekeri seçersin.
O kısa sürelik anda illaki kötü karar verirsin ve aklın seçemediklerinde kalır.
En "bitse de gitsek" bayram ziyareti en çok sürer.
Ne kadar bitmesini istersen o kadar uzuyor, en iyisi beklentileri düşük tutmaktır.
Elini öpmeye çalıştığın elini çeker, yanaktan öpmeye çalıştığın elini uzatır.
Bir türlü tutturamazsın...
En güvendiğin büyükten aldığın bayram harçlığı boş kümedir.
Oysa alacağın parayla hayaller bile kurmuştun ama geçmiş olsun. Bunun farklı ve olumlu versiyonu da hiç beklemediğin yerden gelen harçlıktır. Ama yine de 'o da verseydi şahane param oluyordu' diye düşünerek üzülmeye devam edersin.
Bu saatten sonra kimse gelmez herhalde diyip üstünü başını çıkardığında misafir gelir.
Ve her seferinde dünya en hızlı giyinme rekoru kırdırtırlar insana.

GÖL
Padişahın biri günün birinde sarayının etrafına kocaman bir göl yaptırır.
Gölün içine bütün vahşi deniz yaratıklarını atar ve ülkenin dört bir yanına "Her kim buradan yüzerek karşıya geçerse mirasım ve kızım onundur." diye haber salar.
Suya atlayan herkes ya geri döner ya da sudaki canlılara yem olur.
Derken adamın birinin hiç ardına bakmadan son hızda yüzdüğünü görürler.
Padişah nefes nefese kalmış olan adama sorar:
- Söyle bakalım kızımı mı istiyorsun? Adam hala nefes nefesedir:
- Hayır - Tahtımı mı istiyorsun?
- Hayır -Ee söylesene be adam ne istiyorsun benden?
- Onu bunu boş ver de beni suya iten şerefsizi bulup getirin.

UYANUK
Karadenizli elemanımızı polis çevirir;
P: Hız limitini aştınız beyefendi. Ehliyet, ruhsat alabilir miyim?
K: Ne ehliyetü hemşerüm bu araba çalintu. Ehliyetüm falan da yok. gerçü pi torpidoya bakayum belki silahın altında vardür bişeyler.
P: Silah....
K: Yav bagajda ikü tene ceset var da.
Polis hemen ekip çağırır. amirine anlatır herşeyi. amir gelince bizimkisi hemen ehliyetini, ruhsatını çıkarır. torpido yu bagaj ı gösterir. hiçbir şey yok.
Amir polise sorar;
A: O kadar şey dedin, ortalıkta hiçbir şey yok?
Ordan bizim eleman atlar.
K: 'Şimdu bu size hız yaptu falan da demiştur.'

FUTBOL MAÇI
Ömür boyu sıkı dostlukları devam eden iki arkadaş zamanla yaşlanmış. İki yaşlı adam birbirlerinin her şeyinden haberdardı.
Bir tanesi çok hastalandı ve hastalık onu yatağa düşürdü.
Hasta yatağında yatmakta olana arkadaşı şöyle dedi:
- Öbür dünyaya gittiğinde bak bakalım, orada futbol oynanıyor mu? Eğer futbol oynanıyorsa bir şekilde bunu bana haber vermelisin.
Arkadaşı da son nefesinde tamam diyerek söz verdi ve öldü. Aradan üç günlük zaman geçmişti. Adam rüyasında ölen arkadaşını gördü, onunla arasında konuşma şöyleydi:
- Sana bir iyi bir de kötü haberim var.
- Önce iyi haberi söyle.
- Diğer dünyada futbol oynanıyormuş.
- Ya kötü haber nedir?
- Yarınki maçta kalede sen varsın..

SATICI
Bir kadın Mahmutpaşa'dan aldığı tişörtü çocuğuna giydirmiş. Eminönü'ne doğru yürümüşler. Biraz sonra yağmur başlamış. Islanan tişört çekmiş ve küçülmüş. Kadın çocuğu elinden tutup yeniden Mahmutpaşa'ya getirmiş.
Satıcının yanına yaklaşmış, tişörtü işaret ederek:
- Tanıdın mı?
Satıcı pişkin:
- Maşallah maşallah! Ne de çabuk büyümüş, delikanlı olmuş maşallah!