Ancak bu değer verilen ilişkilerin bitişi adeta bir çöküş dönemi oluyor. Nasıl bir dönem derseniz adım adım inceleyelim.
Sıcakken hissetmeme durumu:Hani bir yerinizi vurursunuz o an onun sıcaklığı ile hissetmezsiniz acısını ancak sonrasında öyle bir ağrı başlar ki anlarsınız ne kadar sert vurduğunuzu. Tam da o başta hiçbir şey olmamış gibi devam edip olayı kavramaya çalışırsınız.
Olayı algılayıp pişman olmak: İlk şoku atlatıp olayları ele almaya başlarsınız."Lan ben neden ayrıldım?" düşüncesi ile kafanızda yaşananları özetlemeye çalışırsınız.
Daha sonrasında ise "Ya bunun için mi ayrıldım ben?" diye bir pişmanlık çöker üzerinize. Kendinizi tutamazsınız.
Hemen depresyona girilir: Zaten milletçe depresyona girmeye bahane arıyoruz sürekli girip çıkıyoruz. Ayrılmışlar tabii girecek. Sürekli evde takılacak depresif hareketler sergileyecek kendisini kapatacak herkese. Çünkü ayrıldığınız için depresyona girdiniz.
Arkadaşlarla sofra kurulur: Kardeşim sevgilimden ayrıldım moralim çok bozuk ya dediğinizde size bir arkadaşınız gel içelim der. Sizin de zaten hazır tarafınız olur der gider bir güzel muhabbetet meze edersiniz. En saçma bulduğum şeylerden birisidir ancak yapıyor herkes o yüzden eklemem gerekti.
Eski eşyalar, fotoğraflar ve müzik: Evet sıra geldi eski fotoğraflar ve eşyalara bakarak arabesk dinlemeye. Muhtemelen fotoğraflar dijital ortamdadır. Eliniz sil tuşuna gider geri iptal edersiniz.Ona ait bir eşya gördüğünüzde içiniz cız eder. En önemlisi size eşlik eden duygusal şarkılardır.
Yemeğe küsüp insanlara agresifleşmek:Evde herkesle yenen yemeklere küsülür aç değilim ben mevzuları başlar.
Neyin var dediklerinde de bir şeyim yok denir ancak bildiğin herkese karşı alınmış bir tavır vardır ortada. Sürekli kavga arayan birisi haline dönüşüp yolda yürürken bile arıza çıkaracak bir hale gelirsiniz.
Kendini teselli etmek: Aman iyi oldu ya diyerek hafif hafif kendini teselli etmeye başlarsın. Zaten şurası kötüydü burası kötüydü diye kusurlar bulup iyi ki ayrılmışım konusuna bile gelirsin. Ancak kendini kandırırsın biraz ama işe yaradığı gerçeği ortada. Kendine kabullendirirsin.Yeni birisini bulmak: Evet sonunda ilgimizi aktaracağımız bizdeki o hoşlanılan kişi boşluğunu dolduracak birini bulduk.
Şu an gönlünüzü o kişi ile avutmaya başlar eskisini neredeyse tamamen unuttuğunuzu zannedersiniz. Eğer ki olumlu sonuçlanırsa devam edersiniz.
Olmazsa yine eskisi aklınızdan çıkmaz. Bir de bu eklenir.
Doğru kişi çıkarsa karşınıza çıktığında zaten o size eskiye ait her şeyi unutturur. kizlarsoruyor.com/ican7
ERKEK KOKUSUNUN KADINLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Sağlık alanında araştırma ve haber sitesi MedXpress'te sonuçları yayınlanan araştırmaya 96 çift katıldı. Önce erkeklere 24 saat boyunca giymeleri gereken temiz gömlekler verildi. Parfüm, deodorant gibi kokuları kullanmamaları, sigara içmemeleri ve aromalı yiyecekleri yememeleri istendi. Bir gün sonraysa gömlekler, üzerindeki kokuların daha iyi muhafaza olması için donduruldu.
Daha sonra deneye katılan kadınlardan, kendi partnerlerinin veya yabancı erkeklerin giymiş olduğu gömlekleri koklamaları rica edildi. Ardından kadınlar stres testinden geçirildi.
İşe alınma mülakatı ve matematik problemleri çözme gibi ödevlerin yanında kadınlar, moralleri ile ilgili soruları yanıtladı ve stres hormonu ölçümünden geçti.
'YABANCI ERKEĞİN KOKUSU KADINLARDA STRESİ ARTTIRIYOR'
Elde edilen verileri analiz eden bilimciler, kendi partnerlerinin gömleklerini koklayan kadınlardaki 'stres hormonu' Kortizol seviyesinin daha düşük olduğunu, yabancı bir erkeğin gömleğini koklayan kadınlarınsa diğer kadınlara göre daha stresli olduklarını tespit etti.
Çalışmaya imza atan ekip, bu süreçlerin evrim faktörlerine bağlı olduğunu, insanların küçük yaştan yabancı kişilerden ve özellikle erkeklerden çekindiklerini, yabancı bir erkeğin kokusunun insan vücudundaki Kortizol oranını yükseltiyor olabileceğini belirtti. thegeyik.com
AZMİN ZAFERİ
Bir gazeteci, ülkenin en zenginlerinden, 65 yaşlarında bir işadamıyla röportaj yapmaktadır. Sorar:
- Efendim, bize bugünlere nasıl geldiğinizi, bu serveti nasıl oluşturduğunuzu anlatır mısınız?
- Zevkle... 1920'lerin sonuydu. 1.
Dünya Savaşı'nın etkileri yeni yeni siliniyordu, benimse cebimde birkaç sentten başka bir şey yoktu. Cebimdeki 5 sentimle, bir elma aldım. Akşama kadar onu parlatıp, 10 sente sattım.
O gece sabahı zor ettim.Ertesi sabah, 10 sentimle 2 elma aldım ve onları da sattım.
Böyle çalışarak, bir ay sonunda, 10 dolardan fazla para kazanmış oldum.
Ertesin ayın başında, karımın halası öldü ve bize 20 milyon dolar miras bıraktı...