Bazı meslekler vardır, emekliliği kağıt üzerinde mümkündür ama ruhen imkansızdır. Sanatçılık da tam olarak böyle bir yolculuk. Ünlü oyuncu Didem Balçın'ın "80 yaşına kadar sahnedeyim, benim son kullanma tarihim yok" sözü aslında sanat dünyasının yıllardır bildiği bir gerçeği bir kez daha hatırlattı. Çünkü sahneye çıkan gerçek sanatçı için zaman sadece takvimde ilerler; kalpte ve ruhta değil.
Sanatçı için sahne yalnızca bir iş yeri değildir. Orası nefes aldığı, var olduğunu hissettiği, alkışla yeniden doğduğu bir dünyadır. Işıklar yanar, perde açılır ve sanatçı bir anda bambaşka bir enerjiyle dolar. Belki yılların yorgunluğu vardır, belki hayatın yükü omuzlarına binmiştir ama sahneye çıktığı an hepsi geride kalır. Çünkü sanat, insanı yaşatan en güçlü duygulardan biridir. Türk tiyatrosunun efsane isimlerinden Haldun Dormen bunun en güzel örneklerinden biriydi. 97 yaşına kadar üretmeye, anlatmaya ve sahnenin büyüsünü yaşamaya devam etti.
Onun için sahne bir meslekten çok daha fazlasıydı; hayatın ta kendisiydi. Yaş ilerledikçe geri çekilmek yerine sahneye daha da sıkı sarılması, aslında sanatın insanı nasıl diri tuttuğunu gösteriyordu. Bu yüzden sanatçıların yaşı çoğu zaman bir rakamdan ibaret kalır. Çünkü onları ayakta tutan şey gençlik değil tutkudur. Alkışın sesi, seyircinin gözündeki ışık, anlatılan hikâyelerin yarattığı duygu…
Bütün bunlar sanatçı için adeta bir yaşam kaynağıdır. Didem Balçın'ın sözleri de tam olarak bunu anlatıyor. Gerçek sanatçının "son kullanma tarihi" olmaz. Sahneye adım attığı sürece, seyircinin kalbine dokunduğu sürece sanatçı yaşamaya devam eder. Belki yıllar geçer, saçlar beyazlar ama sahnedeki o ışık hiç sönmez. Çünkü bazı insanlar için sahne yalnızca bir yer değil, hayatın en güçlü atışıdır. Ve o kalp attığı sürece perde hiçbir zaman tamamen kapanmaz.