Magazin dünyasında bazen bir haftaya üç ayrılık sığar ve insan ister istemez şunu sorar. Bu kadar göz önünde yaşanan ilişkiler gerçekten yaşanıyor mu, yoksa bir noktadan sonra rol mü yapılıyor? Son günlerde konuşulan üç başlık, bu soruyu yeniden gündeme taşıdı.
Aydın Erdem ile eşinin boşanmasında ünlü oyuncu Dolunay Soysert isminin anılması, kulisleri bir anda hareketlendirdi. Henüz taraflardan net, sert bir açıklama gelmiş değil ama bir üçüncü kişinin gölgesinin ilişkiye düştüğü algısı bile başlı başına yıpratıcı. Burada asıl mesele şu; ünlü çiftlerin özel hayatı zaten sürekli mercek altındayken, en küçük bir iddia bile çığ gibi büyüyor. Bazen gerçekler mahkeme dosyasında kalır, ama kamuoyu hükmünü çoktan verir. Bu dosyada da konuşulan isim kadar, konuşulma biçimi dikkat çekiyor.
Kerem Alışık ile Evrim Alasya cephesinde ise daha sessiz ama bir o kadar dikkat çekici bir ayrılık var. İki güçlü oyuncu, iki ayrı kariyer, yoğun tempo… Magazin kulislerinde "iş yoğunluğu" klasik bir cümledir ama çoğu zaman gerçeğin bir parçasını taşır. Aynı sektörde, aynı baskı altında yürüyen iki insanın ilişkiyi koruması kolay değil. Özellikle de her adımın haber olduğu bir dünyada. Bu ayrılıkta dramatik bir kavga yok; daha çok hayatın yön değiştirmesi var gibi görünüyor. Bazen sevgi bitmez, ama yol ayrılır.
Pelin Karahan ile Bedri Güntay tarafında ise daha köklü bir hikâyenin sonuna gelindiği konuşuluyor. Uzun süredir dalgalı bir tablo vardı. Sosyal medyada verilen aile pozları ile kulislerde dolaşan iddialar arasındaki fark büyüdükçe, ilişkinin yükü de artıyor. Ünlü çiftlerin en büyük sınavı belki de bu. Herkesin önünde "iyi görünme" baskısı. Oysa bazı hikâyeler perde arkasında çoktan bitmiş oluyor.
Bu üç ayrılık da bize aynı şeyi hatırlatıyor. Magazin dünyasında aşk hızlı başlıyor, görkemli yaşanıyor ama çoğu zaman sessiz bitiyor. Alkışın bol olduğu yerde sabır az, yorum çok, mahremiyet ise neredeyse yok. Belki de asıl mesele, ilişkilerin değil, onları izleyen kalabalığın büyüklüğü.