3 Temmuz sürecinin ardından her sezon başında Sarı-Lacivertli takım büyük sürprizlerle karşı karşıya kaldı. Geçen sezonun başında Aykut Kocaman ile Alex arasında başlayan kavga Fenerbahçe taraftarının sevgilisi, taraflı tarafsız her futbolseverin saygı duyduğu Alex'in takımdan ayrılmasıyla sonuçlanmıştı.
ELİNDEN GELENİ YAPMALI
Bu sezon başında da kriz yine erken patladı.
Önce Aykut Kocaman istifa etti.
Göreve Ersun Yanal getirildi. Sonra Ersun hoca ile lige unutulmayacak Konyaspor yenilgisiyle başlayıp Şampiyonlar Ligi'ne veda edildi. Takımın ortaya koyduğu futbol tüm yorumcular tarafından ağır eleştiriler aldı. Taa ki geçen cumartesi gecesi oynanan Sivasspor maçına kadar. 5-2'lik galibiyet 55-60 dakikalık süredeki futbol hem taraftarları mutlu etti hem de Ersun hocayı rahatlattı. Ama bu galibiyetin oluşturduğu iyimserlik fazla sürmedi. Çünkü taraftarın sevdiği futbolcuların başında gelen Sow kadroda yoktu. Ve o Sow tıpkı Alex gibi attığı bir tweet'le ortalığı karıştırdı. Maçın ardından Ersun hocanın söyledikleri de ortamı gerdi. Birçok futbolsever eminim ki "Biz bu senaryoyu daha önce gördük" diye düşünmüştür. Ama Sarı-Lacivertli taraftarların korkusu filmin aynı şekilde bitme ihtimali. Yani Alex'in andından Sow'u da kaybetmek. Böyle bir ihtimalin gerçekleşeceğini düşünmüyorum.
Yani Sow takımda kalır!
Önemli olan nasıl kaldığıdır. Yani bir kırgınlık olmadan yine gönülden oynayarak gücünün son damlasına kadar savaşan Sow olarak kalmalıdır. Burada da görev Ersun hocaya düşüyor.
Sow'u kazanmak için elinden geleni yapmalıdır.
Fener her geçen gün daha iyi...
Sivas galibiyetinin ardından manşetlere çıkan isim Holmen oldu. Ben de dahil olmak üzere herkes Holmen'e övgüler yağdırdı. Tabibi ki tek başına galibiyete imza atmadı.
Özellikle Meireles ve Selçuk da çok iyi oynayarak galibiyette aslan payını aldılar. Buna bir de Fenerbahçe'nin takım olarak 116 km. koştuğunu eklersek takımn iyiye gittiğini anlarız.