Bunlara karşı yalın bir sükunet.
O artık bizden biri.
Alex de Souza adında.
Sol ayağındaki görkeme inat sadelikler bekçisi.Telif hakkı ödenmemiş anonim türküler tadında Fenerbahçe takımı Kasımpaşa karşısında omuz omuzaydı.
Gördük ki, gecenin kalbinden 3 puanı söküp almak ve bunu kötü oynarken yapmak da bir sanat.
Fenerbahçe ligin ilk yarısında bunları yapamıyordu çünkü. Galibiyeti zihinde kotarmak diye bir şey var.
Ligin ilk yarısında "Kendiniz olun yenemeyeceğiniz takım yok" dediğimiz Trabzonspor gitti, yerine tedirgin bir takım geldi.
Bazı futbolculardaki düşüş felaket.
Trabzonspor ve liderlik arasındaki ruhsal ilişki bitmediyse.
Kaybettiklerini kazanmak görevini üstlenecek olanlar da öne çıkacak.
Bu derenin altından da üstünden de daha çok sular akar çünkü. Ve Yunus Yıldırım...
Bize uymaz ama... "Ben penaltı vermem" anlayışını tekzip eden faullere çaldığı düdükler, sistemin istediği hakem resimlerine uydu.
O yüzden ekran ağaları onu "başarılı" buldu.
Futbolumuzun markası da üç paralık değer daha buldu! Markus Merk...
Adaletten terk.
Bir adam eş pozisyonların birine "penaltı" diğerine "Böyle penaltı olmaz" diyorsa.
O adamın yorumları yükte ağır olabilir ama pahada hafiftir. Bizde delikli para üzerinden işlem görür. Gheorghe Hagi...
Her istediği yapıldı ama takılan çizik plak gibi hep sızlanıyor.
Tarihi bir yenilginin ardından, "Bir an önce kendimizi bulmalıyız" diyen birine sormak gerekir. "Parayı bulan Lidyalılar'la aran nasıl?"
Ve bir soru daha... "Galatasaray seni ne yaptı?
Sen Galatasaray'ı ne yaptın?"
Seni gidi yokkabaz!