FENERBAHÇE, İsmail Kartal'la üçüncü kez buluşurken, yanlışlarını doğrulama yolunu mu seçti, sosyal medyanın baskısına mı boyun eğdi?
Ali Koç'un bu açıklamayı yapmak için neden bu kadar beklediğinin, aradaki zamanı kimlerle değerlendirdiğinin bir anlamı yok.
"Yumurta kapıya sıkışınca sarısı mı önemli yarısı mı?" diye sorgulamanın da gereği yok.
Ne diyelim İsmail Kartal hayırlı olsun.
Her şeyden önemlisi ömrü uzun olsun.
Yeni sezon; "dış güçler" masallarının sonu olsun, "iç güçler" gerçeğini örtbas etmek isteyenlerin de yolu açık olsun.
***
Elde zaten iyi bir takım varken, yapılan transferlerin İsmail Kartal'ın işini kolaylaştıracağına şüphe yok.
Ama takımın içinde "gereken temizlik" yapılmazsa, Jesus'un disiplinsizliğe gösterdiği çaresiz duruşun önü açık bırakılırsa her şey boşa gidebilir.
Fenerbahçe'nin formasının içine bedenini ve ruhunu sokan adamlara ihtiyacı var. Takımda egemenliği ele geçirip "keyiflerine kahya" arayanlara değil.
Bizler İsmail Kartal'ın emekçiliğine saygılarımızı sunarken, Fenerbahçe sevdası sömürülen çocukların tarafında olacağız, yanlışlara alkış tutanların tarafında değil.
***
Şimdi transfer mevsimi.
Yabancılara su gibi para akıtan kulüplerin gurur mevsimi.
Altyapıya verilmeyen değerin, transferde su gibi harcanan paralarla kardeş kardeş geçindiğini görüyoruz. "Alt yapıya değer vermeyen üstyapıya çuvalla para verir" gerçeğinin kulüpleri nereye götürdüğü ortada.
Bugün sadece Arda Güler'i konuşuyoruz. Niye? Yetenek ve zarafet bütünleştiği için. Bir takıma yakışmak gerçeğinin sembolü olduğu için. Her şeyden önemlisi de altyapı zaferi olduğu için.
Önümüzdeki sezon Hataysporlu Bertuğ Yıldırım'ı da konuşacağız.
Ama konuşacaklarımız bir elin parmakları kadar olacak.
Yayın gelirleri bile düşerken ayakta kalmak için altyapı inşaatına başlamaları gerekenler hala yabancı sayısını yeterli bulmuyorsa gelecekte beklenenler olacak.
***
Birkaç yıl içinde kulüplerimizin yeni sahiplerinin "yabancı" olmasından bahsediyorum.
Dekor da değişecek roller de.
Değmeyin trollerin keyfine!