CANLI YAYIN

Veda mektubu

Eklenme Tarihi 10 Eylül 2009
Dört gün önce en sükseli resimlerini yapıştırdığımız çerçeveler, dün gece boş kaldı.
Üstelik adının görkemine yakışmayan, buruşturulmuş bir afiş aldı yerini.

***
Daha maçın başında buram buram gol kokan bir milli takım vardı sahada.
Gökhan'la Tuncay'ın yarattığı pozisyonda Emre'nin golü kapıyı açtı.
Golden sonra sahanın yönetmenliği bizim takımdaydı.
Defanstan bile rahatça çıkamayan bir rakip ve uzun topları yerinde müdahalelerle karşılayan bir savunma anlayışımız.
Saltanatımız kısa sürdü.
Sonra gereksiz bir faul ve Volkan'ı çaresiz bırakan usta bir vuruşla gelen beraberlik golü.

***
Bu gol bizi gerginleştirdi, hatta el frenimiz oldu. Onların suküneti bizde olmalıyken, Fatih Terim'in de hakem tarafından tribüne yollanması, dengeleri aleyhimize bozdu.
Uzun toplara yenik düşmeye başladık.
Beklenmedik biçimde, çok pozisyon verdik. İlk yarıda, Arda sorumluluk almadı, Tuncay sahada yoktu.
Emre'nin dışında, diğerleri de pozisyonların altında kaldı.

***
Bizim takımın, klasik ikinci yarı taarruzunu bekledim. Sercan ve Gökhan'la on saniye içinde iki pozisyonumuz var. "Futbolda bazen talihe de ihtiyaç var" dedim.
Ama iyi oynadığımız dakikalarda bile, öylesine acemice verdiğimiz pozisyonlar vardı ki, bir yanımız dipdiriyken, defansımız çürük elmaydı.
Maçın son dakikalarında öylesine net pozisyonları harcadık ki, bizim çocukların ayakları talihsizlik tanrısı tarafından düğümlenmişti sanki.

***
İkinci yarıda en çok Gökhan Gönül'ü beğendim. Bosna'nın beraberlik barikatını aşmak için, büyük çaba harcadı.
Emre'nin dik duruşu da, dikkat çekiciydi.
Ama Semih'in kırık bir dal gibi duruşu. Tuncay'ın gömüldüğü yalnızlıktan bir türlü uyanmayışı.
Maçını sonucunu belirleyen en önemli etkenlerdi.

***
Kağıt üzerinde hala bir umudumuz var ama. Dün gece Bosna'da bırakılmış bir mektuptu gözlerimiz.
Bir veda mektubu...

***
Yine de çıkmadık candan umut kesilmez ama bunun adı mucize olacaktır.
Mucizeyi başarmanın ödülü de "olağanüstü" olacaktır.