Hiddink sadece aldığı paraya bakıyor. Muavini Oğuz Çetin kariyerine.
Ama hiçbiri aynaya bakmıyor! "Gülümseyin beyler! "Gerçekler fotoğrafınızı çekiyor!" Sahadaki kadroya baktığımızda küçük çaplı bir operasyon...
Ama yanlışların bir kısmı hala sahada, üstelik yeni yanlışlarla.
Sol yanımız yine rakibe bereketli. Özer yine takımda.
Düşündüm de, Bu Özer'i babası olsa oynatmaz ama Oğuz Çetin'in prensi olmak başka bir şey." Maçın başında aynı yanlışlara organize olan bir takım. Bir türlü rayına oturmayan futbol.
Orta alanda ahenk yok.
Emre takımın maestrosu pozunda ama ilkellikte öncü.
Tuncay yine dağınık, Semih kayıplarda.
Azerbaycan'ın ani çıkışlarında savunmamıza baktım da, bir izzet bir ikram.
Bizim adımıza ilk yarının en güzel hareketleri Hamit patentli.
Baskılı oynadığımız varsayılan dakikalarda, rakip kale önündeki ilkelliğimiz hiç şaşırtıcı gelmedi.
Ama Azerbaycan'ın attığı golde, görüntüyü gözlerimde dondurdum. Bizim defans da donup kalmıştı zaten. İkinci yarıda gevelenen pozisyonlar rakip kalede, net pozisyonlar bizim kalede.
Farklı sonucun karşılığını ararken, karşımıza çıkan gerçeklere baktığımız zaman, içler acısı halimiz ortaya çıktı.
Rakibi örgütleyen bizdik, onlara direnç ve cesaret veren de...
İkinci yarıdaki doldur boşalt istasyonundan bize kalan berbat bir sonuç. Asıl sonuç...
Milli takım, tüm zamanların en ağır yenilgilerinden birine imza attı. "Tarih yazmaya gelen Hiddink mezar taşı yazdı!"
Hayallerin toprağı bol olsun.
Ama milli takımın böyle ölmesine de...
Böyle gömülmesine de izin vermemek gerekirdi.
İzin verenler utansın.
Aynaya bakacak yüzleri varsa!