Yoksullarınki şeytan uçurtmasıydı.
Gökyüzünün büyülü maviliğinde küçük bir kuyruğun sallanması, özgürlüğün en güzel resmiydi.
Korkunun kanadını kırmak gibi.
Uçurtma çocukları kendilerini dünya doğumlu sayardı.
İnsan sevmenin sınırı olmadığını da küçük yaşta öğrenirlerdi.
Hayatın okuluydu sokaklar, hilesiz adımlarla adamlığa yolculuğun ilk adımları.
Yaşamayı avuçlarında tutmak gibi.
O çocuklar, evlerinden alınmış babaların boşluğunu resimlerle doldurmaktan gökyüzünü unuttu.
O çocukların, korkunun pençesinde hayal hazineleri talan edildi.
Pencere önlerinde, çiçeklere su vermek bile giderek azaldı bu topraklarda.
Sevmenin ve adaletin eşitlik olduğu inkar edildi.
Dünyaya iyilik ve güzelliğin gelmesini geciktiren gerçeklerin üzeri örtüldü.
Biz buralara yalnız gelmedik.
Hep birlikte geldik!
Demokrasi boğazlanırken, sadece kendi boğazını düşünenler ülkesinde yaşıyoruz artık.
İki yakası bir araya gelmeyen toplum gerçeğinin temelinde yatanları kimse sorgulamıyor.
Teröristlerin bugün sınır dışına çıkmasıyla, bahar gelecek sanılıyor.
Peki sınır içindeki duygular ne olacak?
Kendilerini dışlanmış hissedenlerin, kendi ülkelerinde göçebe olduklarını düşünenlerin düşüncelerine kim tercüman olacak?
Çocukların korkularını kim yok edecek?
Ülkenin aşınmış yüzünde uçurtmalar bile özgür değil artık.
Çocuklarımız ağaçlara konmuş küçük kuşlar gibi şimdi.
Düşünüyorum da...
Gerçekten bir masal olmalıydı yaşamak.
Burnunu karıştıran çocukluk kadar saf.
Şeytan uçurtmaları kadar özgür.
* * *
BEN BİLMEM EŞİM BİLİR
Kanal D'de yayınlanan "Ben Bilmem Eşim Bilir" programında eşler arasındaki çekişmeleri izlerken, finalde takılıyorum.
Yarışmayı sunan İlker Ayrık sempatik ve başarılı ama bazen haksızlığa seyirci!
Gözünün önünde ihlal edilen kurallara gülümseyerek bakıyor.
Cumartesi gecesi el topuyla kaleye atılan şutlarda, kibar bir çiftin kuralsızlığa sesini bile çıkarmadan finalde elenmesini izledim.
Diğer çift ayak basma çizgisini bütün bedeniyle aşıp, elindeki topu sarı çizgiden kaleye rahatça attı.
Bu sahneye gülümseyerek bakan bir sunucuyu ve yetkilileri uyarmak istedim.
Keyifle gülmek için gerçek adalet gerekiyor çünkü.
* * *
İnsan ruhunda açılan yaradan da ölür.
* * *
23 Nisan'da ağlayan bir kız çocuğunun, "Bu görüntüleri yayınlamasınlar" dediği halde isteği yerine getirilmediyse. Çocukların bile basın özgürlüğü yoktur.
* * *
25 Nisan 2013
Mutluluk takvimi
Asansör yerine merdiven kullan.
Televizyonu kapat.
Beyin jimnastiği yap.
Salaş giyin.* * *
Bir insanı doğduğu gün
Öldürmek sana yakışır
Senin zulmünden utanır
Kurduğum cümlelerim
Bilmiyorum
Bir daha ne zaman
Bu kadar incinirim
Kimselere vermediğim
Bir sevdayı verdim sana
Üstelik ölebilirdim
Hayal biletlerin
Benden çok mu yanmış
Şimdi gözlerime
Nasıl anlatırım seni
Yüreğime ne derim
Demek sana borcum kalmış
Merak etme
Onu da mahşerde öderim
Hakkı YALÇIN