LİGDE liderliğin el değiştirme mevsimi gelmiş gibi görünüyor.
Aradaki puan farkı erirken, Fenerbahçe, Antalya karşısında stresten uzak ve kolay galip gelme sanatına işçilik etti.
Kimsenin özel olarak öne çıkmadığı bir maçtan başı dik çıkarken kendinden emindi.
Galatasaray'ın 2 puanlık kaybını da gördükten sonra buna "yeni bir yarın afişi" de diyebiliriz, gönlünün gönderine liderlik bayrağını dikmek de!
Elbette 4 puan fark az değil ama takımın sezon sonuna kadar bu havayı sürdürmesi kuvvetle muhtemel, puan kaybetme ihtimalini de zayıf görüyorum. Çünkü liderliği puan cetvelinden önce kalbinde arayan bir takım var. Ve yılların özlemi var. Yeter ki gerginliğin ipine un seren ve sisteme eşlik etmeyi matah bir şey zanneden yöneticiler kenara çekilsin, kulübedeki değerli adamlar da çürümeye terk edilmesin.
İrfan Can Kahveci'den bahsediyorum.
***
Galatasaray'daki ruhsal ve fiziksel afet sürüyor. Takımın kimyası bozulmuş. Merak ediyorum Galatasaray takımı 4 puanlık farkla şampiyonluğa oynama rolünü nereye kadar üstlenecek? Bu yalan futbolla ve bu ihtiyar ruhlarla!
Takımın yüzde 80'i bitik.
İnanç da yoldan çıkmış gibi. Geçen sezonun kaliteli yabancılarını bir çırpıda elden çıkaranlar şimdi eldeki sıradan yabancılardan medet umuyor. Osimhen'den başkası yalan. Okan Buruk konuşma balonlarını dolduracağına, futbolcuların beynine kazanma duygusunu doldursa çok daha anlamlı olur.
***
Bu ülkede kötülük tetikteki düşman. Kullanılan dillerle yaratılan gerginlikle, tuhaf bir düzenin içinde olduğumuzu bilmeliyiz. Kulüplerin içine monte edilen bahis baronlarına, kara para kasalarına itibar gösterenlere bir sözüm var.
"Yakılan orman herkesi yakar, en çok da çocuklarınızı!"