Bu şehir eski sevgilimizdi şimdi ellerin olmuş! Vur patlasın çal oynasın. Çocuklar özel okullarda ebe, parası olanın önü açık. Yeraltına saklandı gerçek aşk, kimse aramadığı için de kılını kıpırdatmıyor.
Kaybolanları bulmak için çocukluğumuzda ürettiğimiz bir tekerleme vardı. "Şeytan aldı götürdü satamadan getirdi!" Şimdi alıp götürmek için şeytan olmaya bile gerek yok, parası ve etiketi varsa tutmayın gitsin. Nereye? Nereye isterlerse oraya!
Adam paraya para demiyor da kimse "bu parayı nereden buldun?" demiyor. Adına uzman deniyor da onlardaki zeka ve bilgi seviyesini kimse sorgulamıyor. Bütün mesele bu! Bizim mesleğimiz asaletini kaybedeli çok oldu. Bana ne iş yaptığımı sorana 'edebiyat yapıyorum' diyorum. Kelimelerle ironi yapmak ekranlarda ve sosyal medya mezbahalarında kana susamaktan iyidir.
Hayatın yasaları değişince doğaldır ki "parayla saadet olmaz" konulu şarkıların da modası geçti, taş plaklardaki gazellerin de. Şimdi edepsiz şarkılar mevsimi. O yüzden ergen kızlar bile hokkabaz zenginlerle ilişki kurmanın yollarını arıyor. 'Şu salaktan bir çocuk yapsam da hayatımı garantiye alsam!' Magazindeki nafaka zenginleri fakir gencin romanına ilham verir mi zannediyorsunuz?
El altından diktik ömrün yapraklarını, yine de bu hayat bizleri el üstünde taşımadı. Belki de kötülere yer açmaktan fırsat bulamadı. Rezervasyon sadece onlara. O yüzden kötüler de böyle bir hayatı başka bir ömürde bulamaz zaten.
MUTLULUK TAKVİMİ
Çiğnediğin sakızı yere atma.
Her zaman çıkış yolu bul
Asla ve asla hak yeme.
Her sabah ufukta
Güneş doğunca
Bahar olur bende
O eski kışlar
Ama gün batıp da
Akşam olunca
Bu sessiz yürekte
Fırtına başlar
Kapanmış yaralar
Yeniden kanar
Gözlerim sararmış
Resmine dalar
Bilirim evlenmiş
Çocukları var
Kalbimde hasretin
Sancısı başlar
Hakkı YALÇIN
Dramatik!
Üniversite mezunu işsiz bir gencin günlüğünden bir sayfa. "Çocukluğumda kendi hikayemin kahramanı olmayı hayal etmiştim hep. Ama hayat beni kendi hikayesine işçi bile yapmadı. Ekmeğimi taştan çıkaracak kadar güçlüyüm ama ortada taş da yok. Çalmadığım kapı kalmadı. Her günün sonunda beni kuşatan gecenin nasıl karanlık ve umutsuz olduğunu anlatabilsem de annem ve babamdan başka kimse anlayamaz. Anladım ki en ağlamaklı yanım olmuş işsizlik. Ama hala umutla benim için bir yerlerde saklanmış hayatı arıyorum."