Üstelik 14 yaşındaki kız çocuğunun dikkatini çekecek kadar rahatsız edici bir tavır içinde.
Devamlı kıza bakıyor.
Oturacak yer olduğu halde, kızın yakınında duruyor ve eli kızın elini yokluyor.
Kız durumdan şikayetçi oluyor ve durumu ailesine anlatıyor.
Baba kızıyla aynı otobüse biniyor.
Aynı görüntüler karşısında, "cinsel istismar suçlamasıyla" adamdan şikayetçi oluyorlar.
Mahkemenin verdiği karar.
"Toplu taşıma araçlarında, bu ve benzeri sahnelerin yaşanmasından daha doğal bir durum olamaz."
Yetmedi...
"Sanık ile mağdurun ayakta ve arka arkaya durmaları ve otobüsteki savrulmalar halinde düşmemek için, birbirlerine yakın yerden tutunmaları, kuşkulanılması gereken bir davranış değildir."
Bu demektir ki, otobüslerde, kuşatılmış erkeklerden genç kızları korumanın alemi yok.
14 yaşındaki bir kızın yanında durmakla, hayata daha iyi tutunduğunu zanneden birine sormak gerekir. "Erkeklerin saflarında tutunmaktan korkuyor musun?"
Ne cevap verir sanıyorsunuz?
Düşünüyorum da...
Böyle davaları aydınlatmak için.
Belki de kurban vermek gerekir.
Yarından tezi yok, kötü niyetli otobüs yolcularına bayram var.
Yeter ki, hızla giderken, frene basan bir otobüs şoförüne denk düşsünler.
Onlar tutunacakları yeri de bilirler.
Duracakları yeri de...
Onlar bir projektör gibi aydınlatırlar.
Ülkenin geleceğini de.
Hukukun üstünlüğünü de...