Ama o duruşu siyasi ranta çevirmek.
Çirkin bir siyaseti harekete geçirmektir.
İşte biz bunu görmek istemiyoruz.
O yüzden ne zaman başımız sıkışırsa.
Parasız ama yürekli o temiz yılları özlüyoruz.
Cenazeleri, Tayyip Erdoğan'ı devirmek konulu gösteriye çevirmekle, feleğin çemberini çevirmek arasında çok derin boşluklar var.
O boşlukları görebilmek için, meydanlara da bakmak gerekiyor.
Tayyip Erdoğan'ın doldurduğu meydanlar, toplumun içinde olmakla, uzağında kalmak arasındaki farkın yansımasıdır.
O meydanlar ki, demokrasinin kalan son resmidir.
En gerçek görüntüsü.
Seçimlere saygı duyulmazsa, neye duyulacak?
Ne zaman başımız sıkışsa.
Kasetlerden medet ummayan, bütün organlarını halkın duygusuna bağışlayan liderleri özlüyoruz.
Berbat bir düzenin içine sokulduk.
Her dile çevriliyor yeni hallerimiz.
Kapıları güzel sözcükler açmıyor artık.
Ne ekiliyorsa onu biçiyor zaman.
Nefret ve şiddet kendinden geçiyor.
Zarafetin dile de kesildi, önü de, ama biz bunları da görmek istemiyoruz.
O yüzden ne zaman başımız sıkışırsa.
Annelerin çocuklarının ağzına biber sürdüğü yılları özlüyoruz.
Günde 24 saat kesintiye uğrayan bir demokrasimiz var yalan değil.
Haksızlıklarla süslü bir şehvet kasırgası.
Ülkemiz kocaman bir çocuk bahçesiydi de...
Kendilerini hayata karşı korumak için, vurulmayı öğrenen hayat tayfalarına bakıp kahroluyoruz.
O yüzden ne zaman başımız sıkışırsa.
Ekmek kırıntılarını yiyen gönül kuşları geliyor gözümüzün önüne.
Etle tırnak gibiydik, ilikle kemik.
Şimdi toplum iki kaşının arasına silah çatmış gibi bakıyor birbirine.
Ne zaman başımız sıkışsa.
Gözlerinden hasmının kalbine el uzatan delikanlı yılları özlüyoruz.
İşin en acısı.
Sadece özlüyoruz.
***
İnsanların yüreğine serpecek su kalmadı ya. Asıl kuraklık bu!
***
Vasfiye Özkoçak
Gazeteciliğe ilk başladığım yıllarda Milliyet Gazetesi'nin özel isimlerinden biriydi Vasfiye Özkoçak.
Bab-ı Ali gazeteciliğinin simgelerinden.
Kadın gazetecilerin önderiydi.
Onurluydu, ahlaklıydı, yalana zerre kadar yüz vermezdi.
Herkese selam verirdi.
Şimdiki gazetecilerin onu anlayacağını zannetmiyorum.
Şimdi gazetecilik kalmadı çünkü.
Vasfiye Abla gibilerinin bıraktığı mirası bile yiyenler ülkesinde!
***
Sarılır geceler
Gözlerimize
Karanlıklar basar
Yüreğimize
Kanımız desendir
Elbisemize
Bir kurşunla bizi
Vurduranlar var
Eşkıyalar basar
Köylerimizi
Süngüyle keserler
Yollarımızı
Arkadaş bağlayıp
Ellerimizi
İşkenceyle bizi
Öldürenler var
Hakkı YALÇIN