Sabahın erken saatlerinde, yandaki deri mağazasında bir gürültü kopmuştu.
Mağazanın bodrum katına bir çocuğu kilitlemişler, büyükler de küçük pencereden çocuğa hakaretler yağdırıyordu "hırsız!" diye.
Söylenenlere göre benim yaşlarımdaki çocuk çalıştığı mağazadan deri mont çalmıştı.
***
Ben işimi tamamlayıp yarım saat sonra geri döndüğümde, o bodrum katında hüzünlü bir manzara vardı.
Suçlanan çocuk kendisini asmıştı.
Haksız suçlamalara dayanamadığı için, onuru için.Çocukların cesaretiyle, asılacak adamların korkaklığı arasındaki farkı göstermek için.
***
Çanakkale'de bir ilkokul müdürünün öğrencisini "hırsız" diye teşhir etmesinin haberini okudum.
10 yaşındaki öğrenci, okula ait dizüstü bilgisayarını oyun oynamak için eve götürüyor. Okul müdürü durumu tespit edince çocuktan bilgisayarı geri getirmesini istiyor. Çocuk da getiriyor.
Ve okula giriş töreninde çocuğu oöğretmen ve öğrencilerin önüne atıp, "Bu arkadaşınız hırsızdır, onu cezalandırarak konuşmayın!" diyor.
Bizler de okulun kütüphanesinden kitapları alıp ertesi günü getirirdik!
Bizleri "hırsız" kurşunuyla yaralayan okul müdürlerini hiç görmedik!
***
Okul müdürleri denince aklıma "kayıt parası" geliyor.
Sabıkalı servis şoförlerine çocukları teslim edenler geliyor.
Birkaç yıl öncesinden elimde kalan bir haber. "İstanbul' da 233 sabıkalının okullarda kantinci ve sözleşmeli personel olarak çalıştırıldığı ortaya çıktı." 233 sabıkalının yerini kimler aldı acaba? O yüzden servislerin kontrol altına alındığını farz eden veliler, şimdi okul kantinlerini kolaçan etsinler.
***
Bundan birkaç yıl önce 15 yaşındaki genç kızın evinde kendisini astığını hatırlıyorum.6 yıl yetiştirme yurdunda kalmıştı da, hayat ona bir sevgi vermekten sınıfta kalmıştı.Tıpkı Çanakkale'deki okul müdürü gibi.
***
Çocukların harcanması; onların kendilerini öldürmek için yaptığı planları, büyüklerin onları yaşatmak için yapmamasıdır.
Çocukların okullarda bile emniyetli olmadığı bir zaman tünelindeyiz.
Olanlar olacakları uyarıyor ama nafile. Büyüklerini saymayanlar küçüklerini de sevmiyor artık.
NECDET TOKATLIOĞLU
Sanatçı Necdet Tokatlıoğlu 10 yıl önce bugün öldü.
10 yılda sanata verilen değer ayaklar altına alındı.
10 yılda televizyon dizilerindeki zibidiler yere göğe sığdırılamadı.
Soytarı şarkıları el üstünde taşındı.
Ama rahmetli Necdet Tokatlıoğlu'nun şarkıları unutuldu zannetmesinler.
Hala bu ülkede gerçek sanatın peşinden koşan, gerçek sanatçıların öldükten sonra bile yasını tutan ve hala o şarkıların lezzetinde yaşayan hanımefendiler, beyefendiler var.
Onlar yetiyor!
MUTLULUK TAKVİMİ
İyi bir şemsiyen olsun.
Yeni renkler keşfet.
Sokaktaki kadından çiçek al.
Bulmaca çöz.Söz verdi yüreğim
Yokluğunda
Boynunu bükmeyecek
Söz verdi gözlerim
Gözyaşı dökmeyecek
Dilim adını unutacak
Gururum dönüp
Bakmayacak ardına
Beni bile tanımayacak anılar
Yaklaşmayacak yanına
Bana gelince çaresizim
Ne yaparım bilmiyorum
Cümle alem biliyor
Seni hala seviyorum
Hakkı YALÇIN