OKULLAR açılırken eğitimin velilere yüklediği eğitim masraflarındaki uçurum da büyüdü. Ne acıdır ki kayıt parası illetinden kurtulamadı bu millet!
Hele özel okulların mutlaka denetlenmesi ve bazı özel okul sahiplerinin insafa davet edilmesi gerekiyor.
***
Çünkü o özel okulların kayıt ücretleri bir yana velilere yüklediği yemek parasında büyük vurgun var.
Öğrenci başına 18 bin liraya kadar yıllık yemek ücreti alınıyor.
Öğrencilerin okula 180 gün gittiği hesabından yola çıkarsak kişi başına günlük 100 liralık bir yemek ücreti söz konusu.
Okula yemek tedarik eden firmalara öğrenci başına ödenen en yüksek ücret günlük 40 lira.
Üstelik velilerden peşin alınan yemek parasının firmalara ödemesi de bir yıla yayılıyor.
Binin üzerinde öğrencisi olan okulların kayıt parasından bile daha çok "haksız gelir" elde etmesinin hesabı ortada.
Buna özel okul jargonu deniyor.
Peki ya insaf?
***
Ülkemizde eğitim tüccarlığın kardeşi.
Öğretmenlerine bile "sezonluk işçi statüsü" uygulayan özel okulların, tatilde öğretmenlerine maaş ödememesi de eğitime ve öğretmene verdiği değerin kanıtı.
Eğitimin tüccarlıkla bu kadar acımasız bir ilişki içinde olmaması gerekirdi!
Hem öğretmen meselesinde!
Hem çocukların lokmasında!
***
Veliler bu ticaretin pençesinde kurban olmaktan mutlu değil ama ellerinden bir şey gelmiyor.
Dişinden tırnağından artırıp "kayıtlara" rıza gösteriyorlar, çocukları aç kalmasın diye yemek ticaretine de seslerini çıkaramıyorlar.
"Çocukların varlığını kabullenmek, çocukların mutlak eğitim ihtiyacına saygı göstermek okul sahiplerinin kendilerine duyması gereken saygıdır" desek nafile.
Para o saygıyı yenmiştir.
***
Eylül'ün sarı ışıkları okullardan içeri girerken, haksızlığın o okullardan dışarı çıkarılması zorunludur.
Özel eğitimle para arasındaki kan bağını güçlendirmek yerine, çocuklar arasında eğitim adına bütün haksız etkenleri ortadan kaldırmak gerekir!
Eğitimde eşitlik bir ödevdir çünkü.
"Kayıtsız" şartsız!
Hazin bir öyküdür bu
Bendeki yarım hali
Deli bir aşktan kalan
Yalnızlık ihtilali
Yalancı baharların
Yaşanan anıların
Yeniden kavuşmanın
Kalmadı ihtimali
Bir mucize bekliyoruz
İkimiz de biliyoruz
Bazı yaralar kapanmaz
Ardımızdan bakakaldık
Ağlamaktan utanmadık
Aşk kimseyi utandırmaz
Hakkı YALÇIN
MUTLULUK TAKVİMİ
Çocukların yeteneğine destek ver.
Oltayla balık tut.
Mizah dergisi oku.
Arada bir kendini sorgula.
Vicdanını yere düşüren, yere düşen insana gözünün ucuyla bile bakmaz.
İFTİRA!
Pullar mektuplarını terk ettikten sonradır ki insanlar da zarafeti terk etti.
Bencillik altın devrini yaşarken, anılarını anlatan yaşlı insan sayısında büyük azalma yaşanıyor. Çünkü can kulağıyla dinleyen kalmadı.
Buna karşılık yaşlı ya da genç bütün insanlar dedikodu yapmaya ve insanların yalan da olsa özel hayatlarıyla ilgili yorum yapmaya bayılıyor, hele iftira atmaya.
İnsanlık tarihinin en aşağılık eylemlerinden biridir iftira!
O iftiracıların sırtını sıvazlayan onursuzluk da ayrı mesele!