CANLI YAYIN

Kötü öğrenci

Eklenme Tarihi 29 Aralık 2022

HABERİ
SESLİ DİNLE

00:00 00:00
Tüm Sesli Haberler

GÜN geçtikçe şaşırtıcı biçimde değişime uğrayan dünya, çocuklarımızın hayatından daha çok şey alacak.
Araştırmayan, düşünmeyen ve sadece tüketen bir toplum olarak, dünyadan aldıklarımıza karşılık biz ne verebildik? Hiçbir şey. Cehaletin bu kadar yaldızlandığı bir ülkede ekolojik dengelerden bahsetmenin, ekranlardaki bir dizi yıldızının makyajsız halinin yanında tırnak kadar değeri var mıdır?
Oysa deniz diplerinden ne çok aydınlık yayılır topraklara.
Ama ekonomi derslerinin coğrafya derslerini solladığı bir düzende, gözlerini para hırsı bürüyen insanlar için üreyen kötülükler hükümsüzdür.

***

Bizler hem fiziksel hem ruhani bir hesaplaşmanın içindeyiz ama geleceği belirleyen hayallerin, geçmişteki çaresizliklerle kardeşliğini görmezlikten gelemeyiz.
Bir zamanlar en çok verem denilen ince hastalıktan korkulurdu.
1966 yılında Türkiye'deki verem hastası sayısı 800 bin civarındaydı.
Yılda ortalama 15 bin kişi bu ince hastalıktan ölürdü. O zamanki adıyla Dünya Sağlık Teşkilatı'nın bir açıklaması tehlikeyi önümüze sermişti.
"100 bin nüfuslu bir şehirde 2 veremli kalınca bu hastalık yeryüzünden silinecek." Ne yazık ki silinenleri bile yeniden yazdıran hayat şartları mevcutken, yoksulluk ve sefalet verem hastalığını geri çağırıyor şimdilerde.
1980'den sonra bütün güzel değerleri kaybettik, yeniden kazanmak için de çaba göstermedik.

***

Bozulan iklimler birçok felaketin habercisi.
Çok ilginç bir aralık ayı geçirdik, neredeyse dökülen yağmur tanelerini sayacak kadar kurak ve dengesiz.
Gördük ki üretilen virüslerin hayatımıza girmesinden sonra ihtiyaç molası vermeyecek kadar hızlı geçiyor hayat.
İklimleri insanların yarattığı şartlar değiştirdi. Kendi yanlışlarını bile "kadere yükleyen" insanlar çocuklarına güzel bir dünya bırakmayı reddettiler.
Ama gün gelecek topraklar gibi o denizler de öfkesinden kuduracak da kim durduracak?

***

Yalanlara sigortalıyız gerçeklerle davalı.
Dünyaya atları sürmeye geldik de o atları denize sürebilecek kadar cesur olabilseydik keşke.
Pisliklerin kolayca örtüleceğini öğrettik çocuklarımıza, dünyanın kirine kir kattık.
Teknolojiyi emirlerine amade ettik de onların uyuşturulmasına itiraz etmedik.
Boş meselelerde tozu dumana kattık, gerçekleri gizlemek için yalanlara yemin kattık ve sonunda açık ettik kendimizi.

***

Hiçbirimiz bu dünyayı dersimizi almadan terk etmeyeceğiz. En çok da kötü öğrenciler olduğumuz için.

Zarfından kuşlar çıkan
Mektuplarda kaldı aşk
Ölümsüz sevda kokan
Şarkılarda kaldı aşk

Bin kere yansa da yürek
Seven biraz zor uslanır
Ahşap evler gibi eski
Kalpten önce göz ıslanır

Ah! Ne kaldı bizden
Aynı yolda ayrı ayrı
Artık bizi anlatmıyor
Susturun bu şarkıları

Eskidendi çok eskidendi
Hala saklı duruyor yası
Siyah beyaz sevdalarda
Sahipsiz kaldı
Ölümsüz aşklar sineması
Hakkı YALÇIN

MUTLULUK TAKVİMİ
Havalara aldanma.
Dişini fırçalarken suyu kapat.
Dengeni kaybetme.
Camları süsle.
Çocuklara armağan al.

İnsanların kendilerine yaptıkları kasti hatalar alın yazısına dönüşür.

ESKİDENDİ!
Yazılarımı yorumlama yöntemi okuyucularıma kalmış.
Bir varmış bir yokmuş konulu güzel masallarımız vardı da görünen o ki onlar da kalmamış artık.
Bütün ihtişamıyla ayakta duran insanlık, meslek haysiyeti, haksızlığa karşı duran asalet.
Uzak yakın coğrafyaların kardeş acısını hissetmek, insana onur katan sabır, bıyıklarından utanan erkekler.
Eskidendi çok eskiden.