Hepsi de "Buradayız" dedi.
Yanlarında sadece "Bir avuç kömür için bir ömür verenler" vardı.
O ömrü verdiler.
Alınlarını ecele koydular.
Ki, ölüm bir kıbledir maden ocaklarında.
Körpe ciğerlerinde isli bacaların soluğu.
Çaresizliğin ölüm karşısındaki duruşu.
Ölümün çaresizlik karşısındaki heybeti!
Onlarda hayatın derinliğine gönderilmiş kartpostal gibi bakışlar.
Kirli ruhlar ülkesinde herkesten temizdiler.
Herkesten işçi.
Bakmayın yüzlerindeki kömür izlerine.
Onlar ki, Türkiye'nin yüzünü yıkıyorlardı her sabah!
Alın teriyle.
Uğrunda ölünecek kadar sevilecek bir meslek midir maden işçiliği?
Çaresizliğin limanı mı?
Onların ceplerini boşaltsanız kömür çıkardı.
Onlar taştan çıkarırdı ekmeğini, hayatı baştan çıkaranlara inat.
Sabahları oğlunun yastığının kenarına gofret bırakırdı her baba.
Anasından ve eşinden helallik alırdı.
Kaderin en çok onlarda gözü vardı çünkü.
Ki, maden işçisi sabahlarına bile yenilgiye başlayan adamdır.
Onlar için ne kadar kısaymış ömrün yolculuğu. "Evimden uzağa gitmem" diye düşünürlerken, sonsuz bir gurbet oldular.
Ölümün kuyusundan su çeken korkusuz çocuklar gibi.
Bir maden işçisi, "Üzerimi kömürle örtsünler" diyordu.
Bir diğeri, "Beni bırakın" diyordu arkadaşlarına. "Mahmut Abi'yi çıkarın. Onun karısı hamile."
Ki, maden işçileri ölüme giderken bile özür diler.
Verdiği zahmetten ötürü!
Bu ülkede askerin ölenine cennet verilir.
Kalanına madalya.
İşçinin ölenine bin lira maaş bağlanır!
Her şey bu kadar basit!
İşin en garip yanı, herkes para bağışıyla görevini yaptığını zannediyor.
Oysa onlara hayat bağışlamak gerekirdi.
O zaman neredeydiler?
Bakmayın bugün üzerlerinden siyaset yapıldığına.
Bakmayın hasılat bağışlama seanslarına.
Renkli bir hayatın içinde, ölüm haberleri gelene kadar, hükmü olmayan işçilerdi maden işçileri.
Şimdi üç günlük yasın sonuna geldik.
Derin yas sadece maden işçilerinin yakınlarına hastır.
Üç gün sonra keyfine bakanlar ülkesinde.
Yaralı işçiyi sedyeye koyuyorlar.
O haliyle bile sedyenin kirlenmesinden çekiniyor. "Çizmelerimi çıkarayım mı?"
Kömürlü çizmesinin sedyeyi kirletmesinden çekinen o "insanoğluna" borcunu ödemeli bu hayat!
Ölen insanların anısına adaleti şereflendirip!
Meseleyi "anonim kaza" olmaktan çıkartıp!