Daha önce tatmadığınız bir acı, bütün benliğinizi kaplarken, gözleriniz tedirginliğe kılavuzluk etti mi?
Ellerinizi iki yana açarak dualar ettiniz mi sabahlara kadar?
Gökte yıldızların öldüğünü seyrettiniz mi?
Sevdiğiniz insanlarla birlikte her gece ölürken.
Allah'ın yazdığı kaderle, siyasetin yazdığı kader arasında sıkışıp kalırken ateşler yandı mı içinizde? "Adalet yerini bulur" diye fısıltılar duydunuz mu?
Birileri gülsün diye, ağlamak zorunda bırakıldığınızı hissettiniz mi?
Kalbiniz teklerken.
Baktığınız tüm aynalarda, yüzünüzdeki çizgilerin büyüdüğünü izlediniz mi?
Eski zaman resimlerine bakarken hıçkırıklara boğuldunuz mu?
Her sabah hayata sıfırdan başlamanız gerektiğini öğrendiniz mi?
Susarak konuştunuz mu kendi kendinize? Çığlık çığlığa haykırırken!
Sevdiğiniz insanın hapse neden girdiğini anlamadınız da, sevinç çığlıkları atanların içindeki düşmanlık duygularına dişlerinizi sıktınız mı?
Her sabah geri gelecek gibi, kahvaltı masasındaki çayını doldurdunuz mu sevdiğiniz insanın? Hem anahtar hem kilit olurken umutlarınıza!
Bütün ihtimalleri sorguladınız da, hala hapisteki yakınınızı sorgulamayan sistemi yargılarken, sabrınıza dik çöktünüz mü?
Cümleleri kısa kestiniz de, ümidinizi hiç kesmemeyi öğrendiniz mi?
Koskoca bir zaman geçti mi üzerinizden.
Ödenmesi zor bir bedeli öderken.
Sizin sevdiğiniz biri hapse düştü mü hiç?
Çaresiz bir yaşamak düştü mü payınıza?
Kim bilir kaç kez ölümü yaşarken!
Hapse düşmediyse bile empati yaptınız mı hiç?
Bu haksız düzene sempati duyacağınıza!