Bir kıraathaneden içeri girdim, sanki sancılı insanlar mekanı.
İnsanlar ölen bir günü yolcu ediyor gibiydi.
Çoğunun gözlerinde hayat küçülmüş, rengi kaçmış bir ömür.
Herkese çay söyledim de, bir orkestranın karşılığını aldım. "Teşekkür ederiz."
Kısa bir tanışma faslından sonra, "Seçimlerden ne bekliyorsunuz?" diye sorarken, muhabbet kapısını aslında laf olsun diye açtığımı onlar da biliyordu.
Biri hemen cevap verdi. "Öncelikle istikrar bekliyorum" dedi. "Bu hükümetin yarım kalan projelerini tamamlamasını."
Bir başkası, "Gerçek bir Anayasa bekliyorum" dedi.
Çocuklara ve kadınlara tecavüz edenlerin bile korunduğu yasaları örnekledi ve noktayı koydu. "Babalar gibi yönetilmekten bıktık."
En şaşırtıcı cevabı okumuş olduğu her halinden belli olan bir adamdan aldım. "Eskiden yargısız infazlardan çekerdik, şimdi sorgusuz infazlardan çekiyoruz.
Bunu değiştirecek bir sistem bekliyorum."
Şaşırtıcı cevaplar almakla, doğru bir mekana girmek arasında kendi şansımı yokladım.
Bu kez kendime gülümsedim.
Şifresiz bir sınav sisteminde Katıksız barışa ve kardeşçe yaşama uzanan dilekleri vardı hepsinin.
Tecavüzlerin ve çocuk ölümlerinin yok edildiği bir Türkiye özlemi. Liderlerin hoşgörüsünün tavan yapacağı bir dönem.
Bir kıraathaneye değil, bir kütüphaneye geldiğimi düşündürecek cevaplar.
O insanların, kıraathaneye ilk girdiğimde, ne bugünde gözleri, ne yarında umutları olduğunu düşünmüştüm.
Oysa onlar konuştukça, kendine saklanmış zamanın kapılarının açıldığını fark ettim.
Onlar, pas tuttuğu sanılan kilidin anahtarları.
Ya da sahaflardaki değerli kitaplar.
Bakmayın bu toplumun suskunluğuna.
Bilinmelidir ki...
Bu ülke düşünen devler ülkesi.
Kendilerine saklanmış!
* * *
Gözlerimde saklı
Bir itirafsın
Ruhum dayanmıyor
Sendeki güce
Zamansız esen
Kader rüzgarı
Sana sürüklüyor
Beni her gece
Benim sevdalarım
Düş kırıkları
İnsan her aşkında
Sonunu yaşar
Sabahı olmayan
Akşamlar gibi
Seni böyle sevmek
Zaten intihar
Hakkı YALÇIN
* * *
MUTLULUK TAKVİMİ
26 Nisan 2011
Başkalarının zamanına saygılı ol.
Alkışı sessizce karşıla.
Çocuklara süt içir.
* * *
Sinan Akçil denen adamla, Hadise denen kadının uyduruk hikayesi aşk değil, buram buram ticaret kokuyor.
* * *
İki kaşın arası
Seçim meydanları açıldı.
Abartılı vaatler, kavgaya gürültüye kurulu saatler işliyor.
Amaç hizmet, ortak nokta ülke sevgisi olduğuna göre liderlerin birbirlerine karşı kullandıkları dilin daha zarif olması gerekiyor.
Bu ülke yeteri kadar gergin.
İki kaşın arasını germenin hiç alemi yok.
* * *
Beni ilgilendiren eser değil, eserin nasıl yapıldığıdır.